TKB Muğla Milas Buluşması Açılış Konuşmaları

Prof. Dr. Şener Oktik-Muğla Üniversitesi Rektörü

Tarihin, kültürün ve doğanın cömert davrandığı Muğla’da sizleri görmekten duyduğum mutluluğu iletiyorum. Üniversitemiz tarihin, kültürel değerlerin bize sunduğu kaynakların doğru kullanılması tercihiyle eğitim olanaklarını sürdürmektedir. Üniversiteler Avrupa toplumlarının gelişiminin merkezindedir. Yaşamsal bilgiyi yaratır ve korur. Bizler, 6 fakülte, 2 enstitü, 5 yüksekokul, 9 meslek yüksekokulu ile 17 bini aşan gencimizin dağarcığını bilgi, beceri ve özgüvenle doldurma çabasındayız. Uluslararası bir üniversite yolunda her yıl yeni bir noktayı gelişme çizgimizde işaretlemenin mutluluğu içindeyiz. Üniter yapımızı ve laik demokrat yapımızı güçlendirerek sonsuza kadar koruyacağımıza söz veriyoruz. Özellikle gençlerimize inanıyor, güveniyor, sahip çıkıyoruz. Bugün Tarihi Kentler Birliği Muğla-Milas Buluşması’nda aramıza katılıp hepimize güç verdiğiniz için teşekkür ederim.

Dr. Osman Gürün-Muğla Belediye Başkanı

Tarihi Kentler Birliği ülkemizin sahip olduğu binlerce yıllık kültür birikimine sahip çıkmayı, korumayı ve bunu önce kendi insanımızla sonra bütün dünyayla paylaşmayı hedefler. Kuruluş felsefesinin yaygınlaşmasıyla üye sayısı 132’ye çıkmıştır. Burada bulunan konuklarımız Tarihi Kentler Birliği buluşmalarının ne denli önemsendiğini ortaya koymaktadır. TKB sahip olduğumuz kültür varlıklarının bizi ne kadar yakınlaştırdığını göstermiştir.

TKB hiçbir bölgesel, siyasal ve etnik ayrım gözetmeden merkezi idareyle yerel yönetimlerin sivil toplum örgütlerinin uyum içinde çalıştığı seçkin bir örnektir. ÇEKÜL Vakfı Başkanı ve TKB Danışma Kurulu BaşkanıProf. Dr. Metin Sözen bu başarının en önemli mimarlarındadır.

Muğla Belediyesi de korumacılığa verdiği önemle TKB’nin kurucu üyesi olma onurunu yaşamaktadır. 1124 km.’lik kıyı şeridi, orman varlığı ve ulusal ekonomiye katkısıyla ülkemizin özellikli yerlerindedir. Okur yazar oranıyla Türkiye’nin seçkin yerlerindendir. Muğla’yı bir ticaret, turizm ve okullar kenti olarak geleceğe taşımak istiyoruz. Koruma bölgeleri içinde 400 tane tescilli yapısının bulunduğu Muğla, kültür turizmi alanında önemli bir marka olmak amacındadır.

Eski eserlerin korunmasına olanak verecek mekanizmaları devreye sokan bir turizm anlayışı yaratmaya çalışıyoruz. Muğla’da korumacılık faaliyeti 1970’li yıllarda Safranbolu ile aynı zamanda başlamıştır. Bu konuda belediye başkanlarımız Erman Şahin ve Orhan Çakır’ın katkılarını unutmamız mümkün değildir… Sahip olduğumuz koruma anlayışının doğasında insan unsuru vardır. Muğla gibi önemli bir bölgede kültür varlıklarının da dikkate alındığı turizm master planı büyük olaylık sağlayacaktır. Envanter çalışmasına başlamış bulunuyoruz. Umuyorum ki, bu büyük buluşma hem korumacılığın yaygınlaşması hem de sahip olduğumuz değerlerin yaygınlaşması adına yararlı olacaktır.

Mehmet Özhaseki-Kayseri Büyükşehir Belediyesi, TKB Başkanı

2000 yılında 50 kişiyle Bursa’da başlayan bu kutlu kervan geçtiğimiz süre içinde kendi içinde birlikteliğini güçlendirerek bilinçlendirme çalışmalarını hızla sürdürdü. Kayseri’nin ev sahipliğinde yapılan bu çalışmaların üzerine yeni çalışmalar koyarak hızla yolumuza devam ediyoruz. Artık bir aile olduk. Eğer bir bilgi kullanılmıyor hayata aktarılmıyorsa sadece entelektüel bir birikimden ibarettir. Tarihi kültürel mirasımızdan ne kaldıysa onu gelecek nesillere aktarmak zorundayız.

Ülkemizin ekonomik darboğazdan geçtiği ve bundan belediyelerimizin çok etkilendiği bir ortamda belediye sınırları içinde bulunan kültürel mirasımızı korumak için belediyelerin gösterdiği gayreti bir kez daha ifade etmek, huzurlarınızda onlara teşekkür etmek istiyorum.

Birliğimizin özelliği ülkemizdeki en demokratik en katılımcı birlik olmasıdır. Bizler de yönetim olarak bir takım gayretler içerisindeyiz. Eğitim seminerlerine devam ediyoruz. İkincisi Anadolu toplantılarımız devam ediyor. Yeni bir proje başlattık: “200 ortak 200 eser” projesi. Ortaklarımızdan gelen bizdeki tarihi eserlerin projelendirmesini yapın isteği karşısında bu eserleri projelendireceğiz. Bir tarihi eseri korumanın en iyi yolu öncelikle projelendirmek.

Özellikle sınırların açıldığı, ülkelerin milyonlarca turist sayısından bahsettiği ortamda AB içinde yer alacaksak bunun bir anlamı var diye düşünüyorum. Kendi değerlerimizin yer aldığı bir yapı içinde orada bulunacaksak yerel yönetimlere görev düşüyor. Çanakkale’de görüşmek üzere hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Oktay Ekinci-Mimarlar Odası Genel Başkanı, TKB Danışma Kurulu Üyesi

TKB Muğla-Milas Buluşması’nı “gecikmiş bir sevdanın kucaklaşması” olarak yorumladım. Anadolu’yu diyar diyar dolaşıyoruz, bir araya geliyoruz. Kutlu kervanımızı daha da kutlu geleceklere doğru yürütüyoruz. Muğla ve Milas TKB’nin kurucu üyeleri olmalarının yanında bu fikrin esin kaynaklarıdır. Kentsel yerleşimini üçte birinin kentsel sit alanı olduğu turistik amaçlarla değil yaşanılası amaçlarla korunan bir kentlerdir.

Günümüzde tarihi ve kültürel mirasımızın sadece turistler için korunacağı anlayışı egemendir. Oysaki bu bize kimlik veriyor. Muğla bunun yanıtını vermiştir. Belediye başkanlığı açısından kuşaktan kuşağa korumacılığın gerçekleştiği bu kente halk ve belediye kentin korunmasında katkıda bulunmuştur. Muğla halkı şunlardan vazgeçmiştir: Apartman ve imar rantından yani durduk yere para kazanmaktan vazgeçmiştir. O apartmanlar yüzünden ortadan kalkan mirasımız bizi yoksullaştırmıştır. Apartmanlaşmak toplumu birbirine düşmanlaştırdı. Dünyada suç oranının en az olduğu kentler tarihi kimliğini koruyabilen kentlerdir.

Görmüş geçirmiş insan nasıl değerliyse görmüş geçirmiş kentler de o kadar değerlidir. TKB 5 yıldır bunu çok farklı noktalara getirmiştir. Tarih hepimizin ortak malıdır. Hepiniz geçmişinizi kimliğinizi düşüncenizi duygunuzu tarihte buluyorsunuz. TKB sadece belediye başkanlarımızın değil valilerimizin de kültürel alanda çalışmaları arttırmasına neden oldu. Yeni il özel idareler yasasında, valiliklerin belediye sınırları dışında faaliyet yapabilecekleri maddesi var. Hazır İçişleri Bakanı da buradayken bu maddenin  ivedilikle düzeltilmesi sözünü Bakanımızın ağzından duymak istiyoruz…

Türkiye’nin bütün tanıtım filmlerinde afişlerinde tarihimiz ve kültürümüz var. Peki neden tarihimizi ve kültürümüzü turizm sektöründen elde edilen gelirlerle korumuyoruz?  Turizm sektörü tarih ve kültür sayesinde ekmeklerini yiyorlarsa vefa borçlarını ödesinler.

Prof. Dr. Metin Sözen-ÇEKÜL Vakfı Başkanı, TKB Danışma Kurulu Başkanı

Muğla-Milas Buluşması uzun yorgun ama emeğini sonuna kadar kullanan insanlarının uzun yürüyüşünün sonucudur. İnsan ömrünün 50 yılı tarihin derinliklerinin uzunluğu içinde sınırlı bir zamandır. Ancak yarım yüzyıl içinde bu ülkenin diri kimlikli durmasını sağlamak için uzun bir yürüyüş zamanıdır. Bu yarım yüzyılı geçiren insanların bir bölümü karşımızda. Bu buluşma, yorgunluğunuza değip değmediğini irdelemenin fırsatının bulunacağı bir toplantıdır.

Bu yarım yüzyılın içinden gelen insanlar 1975’te bir tek ağacı, bir tek evi değil bir kentin bütününü koruyalım diye ayağa kalktılar ve Safranbolu’da, Muğla’da yaşamlarını bu konuya adadılar. Hiç kuşkusuz bu süreçte birlikte olduğumuz insanlar çevrelerine karşı diri durmanın bedelini ödediler. Biz kimliğimizi tarihten ve doğadan alıyoruz diyenler karşı duruşa cevap verdiler. Bu beraberliği kutluyorum.

Safranbolu’da 1975’te her yerden gelen insanlar alanlarda konuşma yapıyorlardı. Ben kamu-yerel-özel-sivil birlikteliğine dayalı yeni bir direnç yaratalım demiştim o zaman… Çok önemli bir noktadayız. TKB, heyecanlı ve duyarlı kimliklerin bir arada olduğu bir oluşumu gündemin önemli noktası haline getirdi. İzzettin Keykavus, “biz bu dünyada nöbetimizi tuttuk ve gittik. Şimdi nöbet sizdedir” diyor. Şimdi nöbet bizdedir. Üreten bizsek, sürekliliği kazandıran bizsek geleceği kurgulayan biz olmalıyız. Farklı bir sorumluluk ve farklı bir süreklilik gerekiyor. Bu sürekliliği kurumlar, kuruluşlar, sivil toplum örgütleri taşıyacak. Bu salondakileri bu konuşmaları dinleyen kişiler olarak yarın anıları olan insanlar olarak görüyorum. Dünyanın aklından çok dünyaya akıl veren toplum olmanın getirdiği diri anlayışı egemen kılacak günler diliyorum. Yorgunluğunuz kutlu olsun.

Ali Arslan-Muğla Milletvekili

Bugün gerçekten bu buluşma Muğla’ya çok yakıştı. Türkiye’de 14 özel çevre koruma bölgesi var. Bunların beşi Muğla’da. % 68’i ormanlarla kaplı ama bu insanlar da sıkıntı çekiyor. Bir an önce bunların çözülmesi gerekiyor. Parlamentoda gerekli çalışmalar yapılıyor. Önümüzdeki 50 yılın Türkiye’de ve dünyada yükselen değeri olacaktır. Bir anımı paylaşmak istiyorum. Nail Çakırhan elinde kalemi kağıdı ve fotoğraf makinesi ile Muğla’yı sokak sokak dolaşarak evlerin fotoğrafını çekerdi. Evlerinin kapılarının fotoğraflarını Nail Çakırhan’dan kıskanırlardı o zaman ki siyasi kimliğinden ötürü…

Kentleri dolaştığında çok mutlu olmuyor insanlar. Caddeler aynı. Bugünkü teknolojiyle yaptığımız mekanlar daha rahat olabilir ama dış estetiği yok.

Seyfi Terzibaşıoğlu-Muğla Milletvekili

Nesliler boyu Muğla merkezde yerleşmiş bir ailenin çocuğuyum. Anlatılan evlerden birinde doğdum, o evlerin kültürünü çok iyi bilen biriyim. Maalesef Oktay Ekinci’nin anlattığı gibi bu evlerden birini ailem betona teslim etti. Ne yazık ki, ekonomik şartlar insanları bazı noktalara götürüyor. Muğlalının ekonomisi zayıf olduğu için bunun bedelini ödedi. Artık bunun karşılığını almalı diye düşünüyorum.

TOKİ’nin tarihi evlerin korunması için oluşturduğu bir fon var ama bunun yeterli olduğunu düşünmüyorum. Daha farklı fonları da bulmamız lazım.

Kültür turizmi Muğla için çok önemli. Muğla’yı da bu kapsam dahilinde 1-2 gecelik konaklamalarda kullanılabilineceğini düşünüyorum.

Hüseyin Aksoy-Muğla Valisi

Muğla’nın da içinde bulunduğu, Tarihi Kentler Birliği’nin ilimizdeki buluşmasında, sizlerle birlikte olmaktan büyük mutluluk duyuyorum.

Tüm konuklarımıza, “ilimize hoşgeldiniz” diyor, ilimizde geçireceğiniz 3 günlük sürecin, sağlık ve mutluluklara vesile olmasını dileyerek, saygılarımı sunuyorum.

Muğla İli, sahip olduğu doğal güzelliklerinin yanında, tarihi ve kültürel zenginlikleriyle, aynı zamanda bir kültür kenti özelliğini de taşımaktadır.

1124 km.’lik kıyı uzunluğu ile, ülkemizde denize en uzun kıyısı olan il konumundaki Muğla, Dalaman ve Milas-Bodrum gibi Uluslararası 2 Hava Limanı, 7 Deniz Gümrük Kapısı ve yaklaşık 240 bin yatak kapasitesiyle ülkemiz turizmine hizmet vermektedir.

Antalya ve İstanbul’dan sonra, ülkemizde en çok yabancı turisti ağırlayan Muğla İli’ne, geçtiğimiz yıl hava ve deniz yoluyla, bir önceki yıla göre, % 24’lük artışla, 2 milyon 624 bin 499 yabancı turist girişi gerçekleşmiştir.

Bu yıl bu rakamın 3 milyonu aşması beklenmektedir. İlimizdeki alternatif turizm potansiyelinin değerlendirilmesi ve turizmin çeşitlendirilmesi suretiyle, turizmin 12 aya yayılması için, Valiliğimizce çeşitli projeler uygulamaya sokulmuş bulunmaktadır.

Önümüzdeki yıllarda, ilimizin ağırlayacağı yabancı turist sayısının 5 milyonu bulmasını ummaktayız.

Karya ve Likya gibi uygarlıklara başkentlik etmiş bir yörede kurulan Muğla İli’nde, çeşitli uygarlıkların izlerinin bulunduğu, 195 ören yeriyle, 306 arkeolojik sit ve 68 de doğal sit alanı bulunmaktadır.

İl genelinde, 14 Kentsel Sit Alanındaki 4 bin tescilli yapının yanında, 238 adet te tescilli anıt ağaç yer almaktadır.

Ülkemizin tek sualtı arkeoloji müzesiyle, Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesindeki tek “Doğa Tarihi ve Fosil Müzesi”nin bulunduğu ilimiz, 5 arkeolojik müzesi ve 195 ören yeriyle, Güney Batı Anadolu’nun adeta açık hava müzesi ve önemli kültür kenti konumundadır.

Muğla İli, ülkemizde korumacılık bilincinin en çok geliştiği iller arasında yer almaktadır.

Muğla Kentsel Sit Alanı ve Karabağlar Yaylası’nda bulunan, ve asırlık geçmişlerine rağmen, yaşayan Muğla Evleri, buna güzel bir örnek teşkil etmektedir.

Gerek Muğla Kentsel Sit Alanı ve gerekse Milas ve Ula ilçelerimizdeki kentsel sit alanları içinde kalan tarihi yapıların, restore edilerek turizme kazandırılması ve bu konuda yurttaşlarımıza örnek olunması amacıyla, Valiliğimiz ve Belediyemizce, çeşitli restorasyon projeleri uygulanmaktadır.

Bu çerçevede, Valiliğimizce, Ormancı türküsüne konu olan olayın yaşandığı “Belen Kahvesi”nin yeri kamulaştırılarak, aslına uygun olarak yeniden yapılmış ve kültür turizmine kazandırılmıştır. Yine Valiliğimizce Muğla Kentsel Sit Alanı içindeki tarihi bir Muğla Evi kamulaştırılarak, restore edilmiştir.

Ayrıca, Belediyemizce restore edilerek, kültür turizminin hizmetine açılan “Kültür Evi” ile, halen restorasyonu devam eden “Özbekler Evi” restorasyonları bu çalışmalara örnek teşkil etmektedir.

Tarihi Kentler Birliği toplantısı çerçevesinde ilimizde düzenlenen “Turizmde Bölgesel Planlama, Kimlikli Ev Sahibi Olmak” ve “Muğla Turizm Havzasında Yeni Turizm Elemanları ve Kültür Turizmi Dinamikleri” başlığı altındaki panellerin, yöremizdeki tarihi evlerin restorasyon çalışmalarına ve kültür turizmine önemli katkılar sağlayacağına inanıyorum.

İlimizde gerçekleştirilen Tarihi Kentler Birliği toplantısının en verimli bir şekilde geçmesini ve amacına ulaşmasını diliyorum.

Bu duygularla, tüm konuklarımızı tekrar saygı ile selamlayarak, sağlık ve mutluluk dileklerimle saygılarımı sunuyorum.

Kemal Nehrozoğlu-Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri

Yıllar sonra bugün tekrar Muğla’da olmaktan müstesna bir heyecan duyuyorum. Muğla’da görev yaptığım dönemde bu üniversitenin yerinde taşlık bir arazi vardı. Yıllar sonra burada böyle bir kültür ve eğitim kurumun yapılmış olması heyecen verici.

Muğla ili TKB’nin bir toplantısına ev sahipliği yapmak bakımından en önemli kentlerimizden biridir. Cumhurbaşkanımız bu toplantıya katılmayı planlamış durumdaydılar. Katılamadılar. Sayın Cumhurbaşkanımız adına katılımcıları selamlıyorum. Akşamdan bu yana bu toplantı dikkati çekecek kadar sıcak bir ortamda gerçekleşiyor. Dün akşam herkesin dikkatini çeken beklenenin çok üstünde yoğun katılım ve bu katılımdaki heyecanın varlığıydı. Bir birlikteliğin başarıya ulaşmasının için ilk olarak iş doğru olmalıdır, doğru yöntemle yapılmalıdır ve doğru insanlar tarafından yapılmalıdır. TKB bu nedenlerle her gün başarısını büyütmektedir. Burada olmaktan duyduğum mutluluğu tekrarlıyorum.

Atilla Koç – Kültür ve Turizm Bakanı

2 aylık serüvenimden bahsedeceğim. Bakan olalı altmış gün oldu. Otuzdan fazla il ve ilçe gezdim. Turizm ve kültür bilinci gördüm. Kültür turizmden çok alacaklıdır. Ben sizin adınıza turizmcilerden bu alacağı tahsil edeceğim. Önceleri sayın Başbakanımızın Kültür ve Turizm bakanlıklarını birleştirme meselesi olunca “bu nasıl olur?”, dedik. Bulgaristan ve Yunanistan bakanlarıyla konuştuğumda onlarında bu iki bakanlığı birleştirmek için çalışmalar yaptıklarını öğrendim ve biz iyi bir şey yapmışız dedim.

STK’larla, ilim adamlarımızla, valilerimizle ve belediye başkanlarımızla hep beraber çalışacağım. Vakıflar Genel Müdürlüğü’nin bize bağlanması gerektiği kanaatindeyim. Özel sektörü şu sırada fevkalade bana yardımcı görüyorum. Her gün bir eski anıtımızı, evimizi, sokak sağlıklaştırmasını yapmak üzere bana müracaatta bulunuyorlar. Onları teşvik etmiş bulunmaktayız. Kültür alanındaki destekleri çok yüksek boyutlarda, bu beni umutlandırıyor.

Vali arkadaşlarımdan rica ettim. Bölgelerindeki kültür ve turizm varlıklarının bilgilerini bana gönderecekler. Tüm bu verileri derleyip toparlayacağız. Bu envanterin yapılabileceğine inanmamın en önemli sebebi kültür ve turizm alanındaki bilinçlenme…

Turizmin hem alan olarak hem konu olarak çeşitlendirilmesi gerekiyor. Kongre turizmi için yapılacak çalışmalara destek oluyorum. Lütfü Kırdar Kongre Merkezi’nin 2009’a kadar her günü dolu. Çok sevinçliyim…

Abdülkadir Aksu-İçişleri Bakanı

Bugün gerçekten çok önemli bir toplantıyız, tarihi bir buluşma…

Sahip olduğumuz tarihi ve kültüre değerler insanların ortak mirası olarak değer kazanmaktadır. TKB işte böyle bir ilgi ve ihtiyaçtan doğmuş ve faaliyete başlamıştır. Gıpta ile bakılan bir seviyeye gelmiştir. Tarihi ve kültürel değerlerin korunması ve özgün kimliğiyle geleceğe taşınması yolundaki çalışmaları bizleri ümitlendirmektedir.

Tarihi ve kültürel değerlerimizin korunmasını sürekli merkezden yürütmeye çalıştık ancak görüldü ki mahalli yönetime dayanmayan, halkın, STK’ların içinde bulunmadığı karar ve uygulamalardan sonuç alınmamaktadır. Hazırlanan yeni kanunlarla da bu sorunlara çözüm bulunmasına çabalanmıştır.

Belediyelerin görev alanları da yeni yasalarla genişletilmiştir. Bünyelerinde teknik eleman ve uzmanların yer alacağı koruma uygulama ve denetim bürolarının kurulmasına imkan sağlanmıştır. Emlak vergisinden kültür eserlerinin onarım ve restorasyonu için kaynak sağlanmıştır. Bu konudaki görev ve yetkilerin yerel yönetimlere aktarılması neticesinde toplumsal sorumluluk ve bilinç yaratılmış olacaktı.

Ülkemizde kültür ve çevre zenginliğimiz turizm potansiyelimizin temelini oluşturmaktadır. Toplumun tüm bireylerinin evrensel kültürün disiplini içinde tarih ve kültür eserlerine sahip çıkarak bu önemli kaynaktan en önemli şekilde yararlanması gerektiğini düşünüyorum.

Başarılı çalışmalarını yakından izlediğimiz Tarihi Kentler Birliği’ni hizmetlerinden dolayı tekrar kutluyorum.


TARİH: 2.Mayıs.2005

Başa Dön