TKB İzmir Toplantısı / Sergi Açılışı / İzmir Sanat – Kültürpark

“Metropoliten Planlama” TKB Tarihe Saygı – Yerel Koruma Ödülleri

25-27 Eylül 2003

“Kuşadası Kimliğini Yeniden Kazanıyor” – Kuşadası          28 Eylül 2003         

AÇILIŞ TÖRENİ

25 Eylül 2003, İZMİR

TKB Van Buluşması’ndaki üstün sunum performansından sonra, İsmet İnönü Kültür Merkezi sahnesindeİzmir TKB toplantısını da sunan Rahmi Aygün (TRT Ankara), Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in salona girmek üzere olduğunu haber vererek toplantıyı açıyor:

“Sayın Cumhurbaşkanım değerli konuklar, Tarihi Kentler Birliği İzmir Buluşması’na ve İsmet İnönü Kültür Merkezi’ne hoş geldiniz. Sayın Cumhurbaşkanım, davetlere katılım konusundaki seçiciliğiniz herkesçe bilinen bir özelliğiniz. Tarihi kentler ve doğayı koruma konusundaki duyarlılığınızı, bizlerle bir araya gelerek bir kez daha gösterdiniz. Katkılarınızla İzmir’imizi şereflendirdiniz. Bizlere çalışmalarımızda güç verdiniz. Hoş geldiniz efendim…”

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’ndan sonra uzunca bir süredir sahnede olan İzmir Büyükşehir Çocuk Korosu, Yaşar Ürük yönetiminde İzmir şarkıları seslendiriyor… Hayli alkış toplayan çocuklardan sonra, Rahmi Aygün, ilk konuşmayı İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Piriştina’nın yapacağını duyuruyor….

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Piriştina

Son yıllarda daha eskilere giden bulgulara rastlanmakla birlikte, dğerli hocamız Ordinaryüs Profesör Ekrem Akurgal’ın bize kazandırdığı Tepekule ile sembolik olarak İzmir’in beşbin yıllık bir tarihi olduğunu kabul ediyoruz. Bunun yanı sıra gelişen dünya koşulları çerçevesinde İzmirli’lerin bir de ortak hedefi var. Bu kentin bir turizm, ticaret kenti olmasını bir ortak vizyon olarak ortaya koydular. Biz, bu beşbin yıllık tarihten bugüne kadar çok fazla şeyi koruyabildiğimizi söyleyemeyiz. İşte, İzmir Büyükşehir Belediyesi bir yandan bu ortak vizyona, bu kentin bir turizm ticaret kenti olma hedefine doğru planlamalarını ve düzenlemelerini yaparken, bir yandan da elimizde kalan bu değerleri korumaya olabildiğince büyük bir gayret ve büyük bir özen gösteriyor. Türkiye’de ilk defa uluslararası bir yarışmayla beşyüzelli hektarlık bir alanı, Tepekule’yi, Bayraklı’yı bu beşbin yıllık tarihi de içeren alanda düzenleyen fikir projeleri elde ettik. Bu fikir projelerine dayanarak yine, Tepekule’yi, Bayraklı’yı koruyarak 1/5000’lik imar planlarını yaptık. Burada bir başka hedefimiz, bir başka amacımız daha vardı. Kentin tarihi dokusu bu ortak vizyon gereği oteller, ticaret merkezleri yapılması konusunda sürekli baskı altındaydı. Biz bu düzenlemeyle bu baskıyı da ortadan kaldırdığımız inancındayız. İşi, aynı anda kent merkezindeki bir başka ören yerine, Agora’ya da taşıdık. Oradaki 1/5000’lik imar planları da bu anlayış içinde yapıldı. Yine, kentin bütününü içeren ana planlar bu korumacılık anlayışı, bu duyarlılık çerçevesinde hemen hemen tamamlanmak üzere. Planın bütünlüğü gereği artık bunu Çevre’yle, Bayındırlık Bakanlığı’yla müzakere edecek aşamaya gelmiş bulunuyoruz. İzmir’imizin bir başka özelliği de -ki bu toplantının ana temalarından biri olan kent içindeki; kent merkezindeki ören yerleridir- halen kazıları devam eden iki ören yeri, Tepekule ve Agora’nın, İzmir kenti içinde bulunmasıdır. Bu konudaki, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin birikimini, deneyimini toplantı süresince değerli katılımcılarla paylaşacağız. Sayın Cumhurbaşkanım, onur verdiniz. Değerli konuklar, değerli meslektaşlarım yapılacak toplantının ülkemize esenlikler getirmesini, yapılacak çalışmaların katkılar getirmesini diliyorum.

Tarihi Kentler Birliği Başkanı Erdoğan Bilenser

Üç yıl önce altmış belediye ile yola çıktığımız Birliğimiz, yüzonbeşe ulaşan üye sayısıyla giderek güçleniyor, büyüyor ve bu heyecanımız da o oranda artıyor. Van’da gerçekleştirilen Tarihi Kentler Birliği buluşmasında “somut olmayan miras” konusu ele alındı. Belediye başkanlarımız, geçmişten geleceğe taşınan yaşama kültürünü kendi yörelerinden örneklerle anlattılar. Bu, güzel ve başarılı toplantı için Van Valisi Sayın Hikmet Tan’a ve Van Belediye Başkanı Sayın Şahabettin Özarslaner’e huzurunuzda bir kez daha teşekkür etmek istiyorum. Van buluşmamızın ardından yine, coşkulu bir etkinlikle bir aradayız. Beşbin yaşını onurla kutlayan köklü geçmişe sahip bir şehirde; İzmir’de olmanın anlamı büyük. İzmir buluşmamızın oldukça önemli iki teması var… Büyükşehir belediyelerimiz bu konudaki çalışmaları ve yaşadıkları sorunlar hakkında bilgi verecekler ve sunum yapacaklar. Tarih ve çevre dostu uzmanlarımız da bize yol gösterecek bilimsel değerlendirmeler yapacaklar. …Biliyorsunuz, anavatanı Anadolu olan pek çok tarihi eser bugün maalesef yurt dışına çıkarılmış durumda. Ksantos ve Pergamon bunun önemli örnekleri. Bunların hangi koşullar altında veya kimlerce yurt dışına çıkarıldığının bugün pek önemi yok. Önemli olan bu eserlerimizin yerinde yaşatılmasının sağlanması. Yurt dışında bulunan, bir anlamda sürgündeki Anadolu mirasının asıl vatanına geri dönmesi için Tarihi Kentler Birliği olarak bir kampanya başlatmak istiyoruz. Bu konuda Avrupa Tarihi Kentler Birliği’nden de destek isteyerek yakın coğrafyamızdaki diğer mağdur ülkelerle de ortak bir çalışma içinde olmayı hedefliyoruz. Sayın Cumhurbaşkanım, değerli katılımcılar: Avrupa Birliği tartışmalarının yoğunlaştığı şu günlerde sahip olduğumuz kültürel zenginlik bize cesaret veriyor. Türkiye olarak Avrupa ve dünyadaki duruşumuzu şekillendiriyor ki bu, parayla satın alınamayacak olan ve başka bir ülkeye nasip olmayacak olan çok önemli bir hazinedir. UNESCO ve Avrupa Tarihi Kentler Birliği katılımıyla geçen mayıs sonunda gerçekleştirdiğimiz uluslararası Bursa buluşmasının ardından Avrupa Tarihi Kentler Birliği 28-29 Ağustos 2003 tarihlerinde İtalya’nın Verona şehrinde yönetim kurulu toplantısı gerçekleştirdi. Bu toplantıya birliğimizi temsilen Antakya Belediye Başkanı Sayın İris Şentürk ve Bursa belediyesi kültür işlerinden sorumlu danışmanı Fevzi Çarlı katıldılar. Sayın başkan orada Tarihi Kentler Birliği çalışmalarını tanıtan bir de sunuş yaptı. Bursa’da gerçekleştirdiğimiz “Kültürel Mirasın Korunması ve Geliştirilmesinde Yerel Yönetişim” konulu uluslar arası konferansın da ele alındığı toplantıda birliğimizin çalışmaları övgüyle karşılandı. Verona toplantısında ayrıca Türkiye Tarihi Kentler Birliği başkanının Avrupa Tarihi Kentler Birliği yönetim kurulu üyeliği de oy birliğiyle kabul edildi. Bunlar bizim için gerçekten gurur verici gelişmeler. Böylece Tarihi Kentler Birliği Avrupa ailesinde kendine sahip çıkan, saygın bir üye olarak da yer alma hedefini gerçekleştirmiştir. Sayın Cumhurbaşkanım, geride kalan üç yıllık çalışmalarımızda şunu gördük ki, özellikle kentsel ve toplumsal değerlere sahip çıkmayı içeren tüm çalışmaların başarılı ve kalıcı sonuçlar verebilmesi için temel koşul aynı değerlerin tüm sahipleriyle ortak bir etkinlik ve dayanışma içinde olabilmektir. Kuşkusuz, kültürel ve doğal mirasın yaşatılmasında biz, belediyeler gibi kurumsal olarak ayrı ayrı sorumlu kuruluşlar üzerlerine düşen görevi yapmada istekli ve çalışkan olmalıdırlar. Bu miras, hepimizin ortak değeri olduğuna göre sadece güçlerin birleştirilmesi anlamında değil, sorumlulukların ve yeteneklerin de aynı hedefte buluşturulması olmazsa olmaz koşul haline gelmektedir. Tarihi Kentler Birliği hem sivil toplumu hem de devletin kamu kurumlarını kucaklayan bir çalışma ortamı sağlıyor. Bir kez Tarihi Kentler Birliği şemsiyesi altına girdiğimizde adeta yemin etmiş oluyoruz. Ve, bu yemini sahiplenme cesaretini gösteriyoruz. Nasıl ki, tıp alanında doktorlarımız Hipokrat yemini ediyorlarsa biz yerel yöneticilerin de bölgemizdeki tarihi ve kültürel mirasın korunması için bir yemin etmemiz gerekiyor. Danışma kurulumuzdan bu yönde bir yemin metni çalışması yapmasını diliyorum. Sahip olduğumuz zenginlikleri koruma adına bir söz verelim ve bunun altına imza atalım. Bu, Tarihi Kentler Birliği geleneği olsun ve bu imzalı yeminlerimizi belediyelerimizin en güzel yerine asalım ki, bu onuru taşıma konusundaki heyecanımızı ve kararlılığımızı herkes görsün…

Bildiğiniz gibi… Tarihi Kentler Birliği… bir yarışma düzenlemektedir: “Tarihsel Mirası Koruma Projeleri ve Uygulamalarını Özendirme” yarışması. Bu yıl da üçüncüsünü gerçekleştireceğimiz bu yarışmaya üye belediyelerimiz 2001 ve 2002 yıllarında birbirinden değerli çalışmalarıyla katıldılar ve ödüllerini aldılar. Bu yıl da siz, tarihini koruma onurunu yaşayan tüm üyelerimizi yarışmamıza katılmaya davet ediyoruz. Bu vesileyle bir duyuru da yapmak istiyorum. Kasım ayına kadar başvuru süresi olan yarışmamızın Aralık ayında sonuçlanmasının ardından ödül törenimiz 2004 yılının Ocak ayında Safranbolu’da yapılacaktır. Safranbolu buluşmamız UNESCO dünya mirası listesinde bulunan bir kentimizde tüm ülkelerin tarihsel mirasının sergilendiği bir kültür şöleni olacaktır… Sözlerimi bitirmeden önce geçtiğimiz günlerde aramızdan ayrılan ve kent kültürüne önemli katkıları bulunan Denizli Valimiz merhum Sayın Recep Yazıcıoğlu ve birlik çalışmalarımıza her zaman gönülden katılan Profesör Doktor Raci Bademli’ye rahmet tüm dostlarına da başsağlığı diliyorum. İnanıyorum ki, her iki kültür savaşçısının da emekleri ve düşünceleri yıllar geçtikçe yaşamla daha fazla buluşacaktır… Yalvaç Toplantımızda buluşmak üzere…

Kastamonu’nun eski Valisi, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Müsteşarı

Enis Yeter:

Anadolu toprakları da dünyadaki gelmiş geçmiş en büyük otuzüç medeniyete beşiklik yapmış olmanın zenginliğini ve gururunu yaşamaktadır. Öyle inanıyorum ki, bu toprakların sahip olduğu tarih hazinesinin bilincinde olsaydık bugün bulunduğumuz yerden daha ilerilerde olurduk. Altar Tapınağının, Zeus Sunağının Bergama’dan Berlin’e taşınması, Efes’deki, Pompepolis’teki, Antiyokya’daki uygarlık izlerinin büyük bölümünün halen toprak altında beklemesi, Osman Hamdi Bey’in 1890’larda büyük bir heyecanla açtığı İstanbul Arkeoloji Müzesi’nin bugün dörtte üçünün kapalı olması, Ankara Kale’sinin ve çevresindeki tarihi binaların bakımsız hali bizleri derinden üzen örneklerden bazılarıdır. Hiçbir toplumun sahip olmadığı ve imrenerek baktığı mimarlık şaheserlerine hak ettikleri ilgiyi gösterip onları betona ve çirkinliğe mağlup etmeseydik herhalde biz de gelişmiş ülkeler arasında yerimizi alırdık. Türk toplumunun “öğretilebilir acizlik”içinde olduğuna inanıyorum. Sosyologlar öğretilebilir acizlik kavramını birkaç örnekle açıklıyorlar. Örneğin bir akvaryum içerisine bir büyük balık, birkaç tane de küçük balık koyuyorlar. Büyük balık küçük balıkları yiyor. Daha sonra ortadan akvaryumu camla ikiye bölüyorlar. Bir tarafına büyük bir balık, diğer tarafına birkaç küçük balık koyuyorlar. Büyük balık küçük balıkları yemek için hamle yapıyor ama aradaki camı görmüyor. Ve her hamlesi başarısız kalıyor. Daha sonra güçsüz bir halde akvaryumun dibine çöküyor. Aradaki camı kaldırıyorlar. Küçük balıklar büyük balığın tarafına geçiyor. Ağzını açsa küçük balıkları yiyecek ve eski gücüne kavuşacak. Ama o hala, zannediyor ki, teşebbüsü başarısız olacak. Kültürel kimliğe sahip çıkmanın önemli bir getirisi bu acizlik konumundan çıkılmasında sağlayacağı katkı olacaktır. Bunun örnekleri İzmir’de, Bursa’da, Edirne’de, Şanlıurfa’da, Yalvaç’ta, Beypazarı’nda görülmüştür. Bariz bir örneği de Kastamonu’da yaşanmıştır. 1997 yılında Valilikçe başlatılan ve ÇEKÜL’ün desteği ile yürütülen korumacılık hareketi şehrin kimliğinin kazanımıyla beraber Kastamonu insanının kendine özgüvenini sağlamış, kentle bağını güçlendirmiş ve kültür turizminin gelişmesiyle ekonomik yönden zenginleşmiştir. 3 Haziran 2000 tarihinde Kastamonu’da düzenlenen “Kültürel Değerlerin Korunmasında Yerel Yönetimlerin Rolü ve Sorumluluğu” sempozyumu ülke genelinde korumacılığın adeta miladı olmuştur. Birbuçuk ay sonra Bursa’da Tarihi Kentler Birliği’nin kuruluşu ile eylem taçlanmıştır. Türkiye’nin ve özellikle kamu yöneticilerinin bu konudaki ihmalini telafi edecek çözüm Shekespare’nin şu sözünde gizlidir: “O kadar geç ki, henüz erken demek mümkün”! Nitekim Tarihi Kentler Birliği üç yıl gibi kısa geçmişine rağmen bu konuda büyük bir başarı sağlayarak bu sözü doğrulamıştır. Kültür ve sanatın önemi anımsatıldığında “milletin ekonomik sorunları var şimdi kültür ve sanatın yeri mi?” diyenlere önerimiz Büyük Önder Atatürk’ün Onuncu Yıl Nutku’nu okumalarıdır. Bu Nutkun ana teması milli kültürün önemi ve güzel sanatların değeridir. Genel ve yerel kamu yönetimlerine, sivil toplum kuruluşlarına, gerçek ve tüzel kişilere ülkemizin kültürel değerlerinin korunmasında önemli görevler düşmektedir. Başka bir ifadeyle bunu sadece belli kurumların görevi olarak görme yanlışlığından kurtulmamız lazımdır. Bu bağlamda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı olarak İstanbul Süreyya Paşa Hastanesi bahçesinde iki tarihi köşkten birini onarıp müze yapmak istiyoruz. Diğer köşkü ise Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımız Sayın Murat Başesgioğlu’nun da ilgileriyle Tarihi Kentler Birliği’ne tahsis edeceğiz. 2023 yılına, yani Cumhuriyet’in 100. yılına bakan perspektifte güçlü potansiyele sahip bir toplum olarak insanımızı, ülkemizi ve değerlerimizi severek Cumhuriyet’in kazanımlarına sahip çıkarak ve çok çalışarak başarıya ulaşmaya mahkumuz. Yirmi yıllık bu gelecek tasarımı elbette ki sadece maddi yaşamın unsurlarından ibaret değildir. Zira, başarı maddi kalkınmayı yönlendiren ahlaki olgunluğun, kültürel zenginliğin ve dürüstlük mücadelesinin eseri olacaktır. Konuşmama son verirken başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere hepinize saygı ve şükranlarımı sunarım.

İzmir Valisi Yusuf Ziya Göksu…

…Ünlü tarihçi Herodot’un “en yüce gök kubbenin altında ve dünyanın en güzel ikliminde” diye söz ettiği ülkemizde Ege’nin incisi olarak anılan İzmir’imiz havası, temiz denizi ile doğasıyla kültür hazineleriyle dünya turizm kenti olma özelliği taşımaktadır. Deniz, kum, güneş üçlüsünün yanı sıra Roma döneminde tesis edilen ünlü Agamemnon ılıcaları ve Bergama’daki Asklepion ile sağlık turizmi, dünyanın yedi harikasından biri olan Artemis tapınağı, Meryem Ana evi Aziz Jan Bazilikası nedeniyle de inanç turizmi açısından önemli bir merkez niteliğindedir. Antik devirden beri varlığını korumuş olan Kadifekale ve Agora ile kendine has dokusu ile Kemeraltı çarşısı, havraları, hanları, ilimizin en önemli çekim merkezleridir… İzmir’imizde devletin ve yerel yönetimlerin, üniversitelerin ve sivil toplum kuruluşlarının işbirliği ile birçok tarihi eser gün ışığına çıkarılmakta ve restorasyonları gerçekleştirilmektedir. Öncelikle kültür varlıklarımızın sağlıklı tespiti için envanter çalışmaları başlatılmıştır. Çalışmalar iki etap halinde yapılmakta, il merkezinde büyükşehir belediyemizce, ilçelerimizde ise il kültür ve turizm müdürlüğü elemanlarınca sürdürülmektedir. Bir taraftan da büyükşehir belediye başkanlığımız il merkezinde birçok restorasyona imza atarak süratli bir çalışma temposu yakalamıştır. Valilik olarak ise çok kısa bir süre içinde 1800’lü yıllarda inşa edilen İzmir’imizin simgelerinden biri haline gelmiş olan tarihi Hükümet Konağı’nın restorasyon, bakım ve ışıklandırılması tamamlanmış ve 80.yıl Çocuk Kütüphanesi restorasyonu gerçekleştirilmiştir. Sayın Cumhurbaşkanım, kültürel mirasımızın kolayca tahrip olduğu, bozulup da bir kez yok olduğunda yerine yenisinin konmasının olası olmadığının bilinci içinde ilimizde tarihi eserlerin restorasyonu ile ilgili bir seferberlik başlattığımızı bu anlamlı toplantıda ve huzurlarınızda arz etmek istiyorum. Envanter çalışmalarının sona ermesi ile birlikte herhangi bir mülkiyet sorunu olmayan tüm tarihi eserlerimiz Valiliğimizin, Büyükşehir Belediye Başkanımızın, meslek odalarımızın, sivil toplum kuruluşlarımızın iş birliği ve tüm olanaklarımızın seferber edilmesiyle birlikte restore edilecektir. 2004 yılı için il özel idare bütçesinden bu kampanya için 1 trilyon Lira tahsisat ayrılmıştır. Sayın Cumhurbaşkanım, tüm İzmirliler olarak and içiyoruz ki, bundan böyle bu mimarlık hazinelerimize arsa gözüyle bakılmasına, yıkılmasına asla göz yumulmayacaktır…

Son olarak kürsüye Cumhurbaşkanı geliyor:

“Değerli Konuklar,

Kentine ve kültürel değerlerine sahip çıkan kişilerden oluşan bu seçkin toplulukla yeniden biraraya gelmekten büyük mutluluk duyuyorum.
Tarihi Kentler Birliği´nin değerli üyelerini ve katılımcıları içtenlikle selamlıyorum.

Günümüzde uygarlığın temel ölçütlerinden biri, ulusların kültürel değerlerini önemsemesi, bu değerlere sahip çıkması ve bunu evrensel değerlerle buluşturabilmesidir. Bu, aynı zamanda önemli bir gelişmişlik göstergesidir.

Ülkesine ve kentine sahip çıkan yurttaşlarımızın ve yerel yönetimlerimizin oluşturduğu, başarılı çalışmalarını yakından izlediğimiz Tarihi Kentler Birliği´ni bu amaca hizmetlerinden dolayı kutluyor, bu güzel girişimin tüm yurttaşlarımıza ve kuruluşlarımıza örnek olmasını diliyorum.
Yerel yönetimler, sivil toplum örgütleri, bilim insanları ve yurttaşlarımızın kentle ilgili düşüncelerini paylaştıkları, tasarı geliştirdikleri ve uygulamaya koydukları bu kurumsal yapılanma, aynı zamanda demokrasinin çok seslilik ilkesi ve yönetime katılma anlayışının da güzel bir göstergesidir.
2000 yılında yaklaşık 60 belediyemizin katılımıyla kurulan Tarihi Kentler Birliği´nin üye sayısı yüzü aşmıştır. Bunu, ülkemiz ve geleceğimiz yönünden mutlulukla karşılıyor, sivil toplum örgütlenmesi yönünden sevindirici buluyorum.

Birliğin ortaya koyduğu çalışmalar ve projeler, tarihi kentlerimizin korunması ve özgün kimlikleriyle geleceğe taşınması konusunda bizleri umutlandırmaktadır.

Değerli Konuklar,
Yönetsel ve siyasal birliğin geliştiği, kamusal yaşamın yerleştiği kentler, sundukları eğitim, kültür, sanat ve ticaret olanaklarıyla, insanların yaşam merkezleri olarak uygarlık tarihine yön vermiştir.
Ülkelerin uygarlık tarihinde bulundukları yer, kentlerinin gelişme düzeyleri ile özdeşleşmiştir. Çağdaş kavram ve değerler de gelişmiş kentlerde yeşermiş ve yaşam bulmuştur.

Bireylerin tüm gereksinimlerine yanıt vererek, toplumsal ve siyasal yaşama etkin katılımlarını sağlayan kentler, sağlıklı kuşakların yetişmesini olanaklı kılarak ülkelerin gelişimini hızlandırmaktadır.

Çağımızda kentler, insanlara sunduğu olanakların yanında, büyük sorunlar da yaşamaktadır. Nüfusun hızla artması, plansız-programsız yapılaşma ve kırsal alandan göç gibi çeşitli sorunların neden olduğu olumsuzluklar, kentleri etkilemektedir.
Kent tasarımını ve yasal düzenlemeleri dikkate almayan gecekondular, gerek fiziksel gerek sosyal altyapı eksiklikleri nedeniyle bireysel yaşamda ve kent yaşamında olumsuz etkiler bırakmaktadır. Ülkemizde son yıllarda gittikçe artan gecekondulaşmanın birçok kentimizin tarihsel, kültürel ve çevresel değerlerini yok ettiği yadsınamaz.

Kentle bireyin birbirini etkilemesini sağlayan çağdaş yaşam kaynaklarını kurutan yasadışı ve çarpık yapılaşmanın önlenmesi ülkemizin gelişme sürecini de hızlandıracaktır.

Bir kentin çağdaş kimliğe kavuşması, altyapı yatırımlarına önem verilmesi, kentte yaşayan insanların kentlerine sahip çıkmaları, çevreye duyarlılık göstermeleri ve bunun için sorumluluk üstlenmeleri ile olanaklıdır.
Kentlerin sorunlarının çözümü konusunda, yönetimlere olduğu kadar, ortak çözüm üretebilen, kentine sahip çıkan ve uygulanacak politikalara etkin biçimde katılan bireylere de büyük sorumluluklar düşmektedir.

Daha önce katıldığım toplantılarda da vurguladığım gibi, yaşadıkları sorunlardan arındırarak kentlerimizin özgün kimliklerini korumada planlamanın ve uygulamanın önemli yeri vardır.
Kent planlaması, kentin biçimlendirilmesinde tarihsel, kültürel ve doğal değerler korunarak, toplumsal ve ekonomik gereksinimlere yanıt verebilmelidir.

Projelerin ve planların uygulanmasında ilgili kurum ve kuruluşların eşgüdümü kadar, ilgili sivil toplum örgütlerinin ve yurttaşların desteği ve katkısı da büyük önem taşımaktadır.

Ayrıca, kentlerimizin yaşanabilir çağdaş alanlar olabilmesi için kentler arasında işbirliği de önemlidir. Kent yönetimlerinin ve kentlilerin bu alanda gösterecekleri dayanışma sorunların çözümünde etkin rol oynayacaktır.

Değerli Konuklar,
Türkiye, farklı uygarlıklara ev sahipliği yapan ve bu uygarlıkların izlerini günümüze taşıyan kentleriyle zengin bir tarihsel ve kültürel mirasa sahiptir.
Ülkemizin dünya tarihine de ışık tutabilecek zenginlikteki tarihsel ve kültürel birikiminin korunması ve gelecek kuşaklara en iyi biçimde aktarılması kendimize olduğu kadar, insanlığa karşı da önemli bir sorumluluğumuzdur.
Kendi kültürünü koruyamayan ve yaşatamayan toplumlar, çağın gerisinde kalırlar ve geleceğe güvenle bakamazlar. Kentlerin tarihsel ve kültürel dokularının korunarak geleceğe taşınması bu yönden büyük önem taşımaktadır.
Tarihsel, kültürel ve doğal varlıkların korunmasında, kentsel tarih bilincinin yaşatılmasında yerel yönetimlere ve yurttaşlarımıza büyük sorumluluklar düşmektedir.
Yerel yönetimlerimizin birbirleriyle ve sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliği ve dayanışma içinde yürüttüğü çalışmalar, zengin tarihsel ve kültürel birikimi olan kentlerin, kimliklerini yansıtan öz değerlerini korumasına ve yaşatmasına olumlu katkılarda bulunmaktadır.
Yerel yönetimlerin katılımcılığı öne çıkaran saydam yönetim anlayışları, bireyleri kentleriyle bütünleştirecek, kentlerin yönetiminde demokratik katılımı olanaklı kılacak ve sorunların çözümünü hızlandıracak bir süreci başlatacaktır.

Değerli Konuklar,
Tarihi Kentler Birliği´nin bu toplantısının İzmir´de gerçekleştirilmesinin özel anlam taşıdığını düşünüyorum.
İzmir, geçmişi ve geleceği kucaklayan çağdaş yapısı, tarihsel, turistik ve kültürel değerlerinin yanı sıra , başarılı kentleşme olgusu ile örnek bir kentimizdir. Bu özellikleriyle sahip çıkmamız gereken bir zenginliğimiz olan İzmir, diğer kentlerimize de yol gösterebilecek bir gelişme modeli oluşturmaktadır.

Bugün bir Avrupa kenti görünümündeki İzmir, her yönden Türkiye´nin çağdaş yüzünü, evrensel değerlere bağlılığını yansıtmaktadır.
Bu güzel kentimizin doğal dokusunun, tarihsel ve kültürel zenginliklerinin, çağdaş kimliğinin korunması ve İzmir´in geleceğe taşınması konusunda herkese sorumluluk düştüğüne inanıyorum.

Tarihi Kentler Birliği´nin İzmir buluşması, bu amaç doğrultusunda önemli bir işlevi yerine getirmektedir.
Tarihi Kentler Birliği etkinlikleriyle, zenginliklerimizin farkına varılması, bunların korunması konusunda toplumdaki duyarlılığın gelişmesine ve yurttaşların bilinçlendirilmesine ve doğru yönlendirilmesine büyük katkıda bulunmaktadır.
Birliğin gerçekleştirdiği çalışmalar ve yaşama geçirmeyi planladığı tasarılar, ülkemizin sahip olduğu zengin mirasın geleceğe taşınması konusunda iyimser olmamızı sağlamaktadır.

Kentlerinin geçmişten günümüze ulaşan tarihsel mirasına sahip çıkarak onu koruyan ve bu yararlı çalışmalarından dolayı Tarihe Saygı Ödüllerini almaya hak kazanan yerel yönetimleri, kişi ve kuruluşları kutluyor, çabalarının diğer kentlerimizdeki yurttaşlarımız için de örnek olmasını diliyorum.
Zengin birikimimizin böyle duyarlı yaklaşımlarla sonsuza kadar yaşatılması, insanlığın tüm kültürlere saygı gösteren, uygarlıkların tarihsel yapıtlarına sahip çıkan, demokrasiyi özümseyen barışçı bir kimliğe kavuşması dileğiyle, hepinize saygılar sunuyorum.”

ÖDÜL TÖRENİ

Rahmi Aygün: Sayın Müsteşarım, Sayın Valilerim, Sayın Başkanlarım, değerli konuklar şimdi “Tarihe Saygı Yerel Koruma Ödülleri” ödül dağıtım törenine geçiyoruz.

Ödül dağıtım töreniyle ilgili bilgiyi vermek üzere Orta Doğu Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü Öğretim Üyesi ve “Tarihe Saygı Yerel Koruma Ödülleri 2003” Seçici Kurul Başkanı Prof. Dr. Numan Tuna kürsüye gelerek açıklama yapıyor:

Prof. Dr. Numan TUNA

…Zengin bir kültür birikimi ve doğal çevre verileriyle çeşitlenmiş kültürel miras, İzmir’de koruma bilincinin de gelişmesinin koşullarını yaratmıştır. İzmir’de varolan zengin kültürel mirasın öne çıkarılması koruma bilincinin geliştirilmesi, yerel insiyatiflerin harekete geçirilmesi bu yönde girişimlerin çabaların özendirilmesi amacıyla İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından yerel yönetimlerin kültürel mirasa sahip çıkmasına öncülük yaparakTarihe Saygı Yerel Koruma Ödülleri girişimi bu yıldan itibaren kurumsallaştırılması hedeflenmiştir… Tarihe Saygı Yerel Koruma Ödülleri’nin üç dalda verilmesi düşünülmüştür. Bunlar; Kentli İzmirli Ödülü, ikinci kategori olarak tek yapı ve tarihi doku ölçeğinde başarılı koruma uygulamaları ödülleri, üçüncü kategori olarak datarihsel çevre ve kültür varlıklarını koruma konusunda katkı yapan çalışmalara verilen ödüllerdir. Bunlardan ikinci grup olan tek yapı ölçeğinde başarılı koruma ödülleri üç alt kategoride verilmiştir. Bunlar da;“basit onarım ödülleri”, “esaslı onarım ödülleri”, “emek ve beceri ödülleri”dir. Ödüller için başvuruları değerlendiren Seçici Kurul’umuz “Kentli İzmirli Ödülü” için ’60’lardan sonra gelişen kentli baskısına karşı koyarak tarihi evini koruyan, yaşatan ve kullanmayı sürdüren aileler -farklı kentsel rant baskısı altında kaldıkları düşünülerek üç alt kategorideki konutlar- arasında seçim yapmıştır. Değerlendirmede yapının korunması kadar konut içi özgün kullanımın sürdürülmesi, İzmirli kimliğinin korunmuş olması dikkate alınmıştır. İkinci grup ödüllerde alt kategori olan tarihi doku ölçeğinde uygulama için yapılan değerlendirmede başvuran tek aday, söz konusu meydan düzenlemesinde, gerek meydanı çevreleyen yapıların cephe düzenlemeleri, gerekse uygulama sürecindeki katılımı teşvik eden modele dayalı olması nedeniyle başarılı bulunarak ödüle layık görülmüştür. İkinci kategorinin alt grubunda “Basit Onarım Ödülleri” için yapılan değerlendirmede, yapının çevresi ile beraber koruma ilkelerine ve tarihe saygılı tutumu göz önüne alınmıştır. Ayrıca, kurulumuz gösterişsiz korumacılığı da teşvik ederek mütevazı onarımları da ödüllendirmiştir. “Esaslı Onarım” alt kategorisinde restorasyonun özenli ve özgün detaylara uygun yapılıp yapılmadığı ve iç mekanda özgünlüğün sürdürülmesi yönünde ölçütler değerlendirmelerde esas alınmıştır. “Emek Ödülleri”nde ise bitmiş bir yapıda gerçekleştirilen üretime emek ve becerileriyle katkıda bulunan usta veya yapım ekipleri arasında değerlendirme yapılarak özgün detayların korunduğu, özenli işçiliği bulunan uygulamaları kurulumuz ödüllendirmiştir. En son olarak “Tarihsel Çevre ve Kültür Varlıklarını Korumaya Katkı Ödülü” için kurulumuz, adayları farklı kategoriler içinde değerlendirmeyi uygun bularak, kişisel adaylıkkurumsal adaylık veya profesyonel ya da amatör katkılar ve eserlerin niteliğine uygun görsel işitsel yazılı ürün gibi kategoriler altında değerlendirme yapılmıştır. Gelecek yıl bu kategorileri çeşitlendirmek için duyurular yapılacak ve özendirilecektir… Önümüzdeki yıllarda ödül için başvuruların artmasını ve bu girişimin kurumlaşmasını diliyoruz. Dikkat ve sabırla dinlediğiniz için teşekkür ederim. Şimdi ödül törenine başlayabiliriz efendim, teşekkür ederim.

Rahmi Aygün:            Önce “Kentli İzmirli Ödülü” ile başlayacağız. Bu ödüle oy birliği ile Güzide Batek Evi, yine oy birliğiyle Sevil Balcıoğlu Evi ve oy çokluğuyla Ayşe Mayda Evi değer bulunmuştur. Kendilerin ödüllerini almak üzere sahneye davet ediyorum. Ödüllerini vermek üzere de Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Müsteşarı Sayın Enis Yeter’in sahneyi teşriflerini arz ediyorum.

– Adı geçenler sahnede yerlerini alıyorlar ve ödüller sahiplerine ulaşıyor-

Rahmi Aygün:            Şimdi sırada “Tek Yapı ve Tarihi Doku Ölçeğinde Başarılı Koruma Ödülleri” var. Bu ödüller iki kategoride değerlendirilmişti. İlki Tek Yapı Ölçeğinde Başarılı Koruma Ödülleri. Bunlar da üç başlık altında değerlendirilmiş: Basit Onarım Ödülleri; Hamit Adıbelli Evi oybirliğiyle, Bülent Zeren Sağlık Merkezioybirliği ile, Abdullah Sayıner oy çokluğuyla ödüle değer bulunmuşlardır. Kendilerini sahneye davet diyoruz. Ödüllerini vermek üzere de Mahalli İdareler Genel Müdürü Sayın Kayhan Kavas’ı sahneye davet ediyoruz. Buyurun Sayın Genel Müdür.

– Adı geçenler sahnede yerlerini alıyorlar ve ödüller sahiplerine ulaşıyor-

Rahmi Aygün:            Şimdi “Tek Yapı ve Tarihi Doku Ölçeğinde Başarılı Koruma Ödülleri”nin ikinci başlığına geliyoruz: “Esaslı Onarım Ödülleri” bunlar. Ödüle değer bulunanlar: Maryo Sponza Evi oy birliğiyle,Kabadayı Evi oy çokluğuyla ve Latife Hanım Köşkü oy çokluğuyla ödüle değer bulunmuşlardır. Kendilerine ödüllerini vermek üzere İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Ahmet Piriştina’yı sahneye davet ediyorum. Buyurun Sayın Başkan.

– Adı geçenler sahnede yerlerini alıyorlar ve ödüller sahiplerine ulaşıyor-

Rahmi Aygün:            Şimdi sırada Tek Yapı ve Tarihi Doku Ölçeğinde Başarılı Koruma Ödülleri’nin Emek Ödülleri başlığına geçiyoruz. Sponza Evi Terası Taş Uygulaması Can İzar oy birliği ile Türkiye Mimarlar Mühendisler Odaları Birliği Ziraat Mühendisleri Odası İzmir Şubesi Tavan Resimleri Rıdvan İşler oy birliği ile ödüle değer bulunmuşlardır. Ödüllerini vermek üzere Tarihi Kentler Birliği Başkanı Sayın Erdoğan Bilenser’i sahneye davet ediyorum. 

– Adı geçenler sahnede yerlerini alıyorlar ve ödüller sahiplerine ulaşıyor-

Rahmi Aygün:            Şimdi de Tarihi Doku Ölçeğinde Başarılı Koruma Uygulamaları Ödülleri var. Ali Paşa Şadırvanı ve Meydan Düzenlemesi İzmir Konak Belediyesi ARGE Müdürlüğü oy birliğiyle ödüle layık bulundu. Konak Belediye Başkanı Sayın Erdal İzgi alacaklar ödülü. Ödülü vermek üzere ÇEKÜL Başkanı ve Tarihi Kentler Birliği Danışma Kurulu Başkanı sevgili hocamız Metin Sözen’i davet ediyoruz.

Prof. Dr. Metin SÖZEN

Biz hep diyorduk ki evden sokağa, sokaktan mahalleye, mahalleden kente, kentten havzaya, bölgeye, ülkeye ve dünyaya evimizin sıcaklığını, aklımızın doğruluğunu bilinçli ve bilgili olmanın getirdiği erdemi taşıyalım. Konak’tan İzmir’e, İzmir’den Batı Anadolu’ya, Batı Anadolu’dan ülkeye bu ödül, başka ölçeklerde düşünmeyi gösteriyor. Bu yüzden Konak Belediye Başkanını kutluyorum. Aklımızın doğrularda buluşmasını diliyorum.

– Adı geçenler sahnede yerlerini alıyorlar ve ödüller sahiplerine ulaşıyor-

Rahmi Aygün: Son kategoriye geldik değerli konuklar. Tarihsel Çevre ve Kültür Varlıklarını Koruma Dalında Katkı Ödülü…. Adil Akçamlı, Emel Kayın, İzmir Life Dergisi, Mustafa Oğuz, Orhan Beşikçi ve Tepekule Kitaplığı oy birliği ile ödüle değer bulundular. Ödüllerini vermek üzere Tarihe Saygı Yerel Koruma Ödülleri 2003 Seçici Kurul Başkanı Profesör Doktor Sayın Numan Tuna’yı davet ediyoruz sahneye. Buyurunuz Sayın Hocam.

Adı geçenler sahnede yerlerini alıyorlar ve ödüller sahiplerine ulaşıyor, Sonra hep birlikte hatıra fotoğrafları çektiriliyor…

SERGİ AÇILIŞI

İzmir Sanat – Kültürpark

Sabah oturumundan sonra SERGİ açılışına geçiliyor… Bu SERGİ, İzmir Fuarı’ndaki alanların genişliği kadar, katılımın giderek dozu artan “heyecan”ından da olsa gerek, şimdiye kadar yapılan sergilerin en görkemlilerinden biri… Yeni üye olan yerel yönetimlerin tanıtım paftaları da ilgi ile izleniyor…

Resimde Sergi salonunda Prof. Dr. Metin Sözen ile röportaj yapan TRT ekibi…

Sergide dikkat çeken bir özellik de merhum Prof.Dr. Raci Bademli´den izler oluyor… Örneğin Ankara Büyük Şehir Belediyesi Ulus plan paftalarında…

Sergide Raci Bademli´den izler:

Tarihi değerler, kültürel değerler öyle değerlidir ki, bunlar bir kere elden çıktığı zaman yerine konulması mümkün değildir. Bu nedenle Ulus´ta, Kale civarında, hamam önünde bizim bu alana yaklaşımımız aslında çok büyük bir özellik taşımak zorundadır
Ulus Tarihi Kent Merkezi Koruma İslah İmar Planı, Plan Müellifi Prof. Dr. Raci Bademli

Sergiye Altınoluk Belediyesi´nin Antandros Kazısında çektiği fotoğraflarıyla katılan Sanat Tarihçisi Firdevs Sayılan ve kazı ekibinden bir grup:


TARİH: 25.Ağustos.2003

Başa Dön