Safranbolu ya da Hep Beraber Korumayı Diri Tutma Forumu

15 Nisan 2003

Safranbolu´ya coşkulu bir karşılama hakimdi… Önce Safranbolu Belediye Başkanı Nihat Cebeci´nin makamında Bartın Valisi Ali Güngör ve diğer kamu, yerel, sivil kurum ilgililerin ve ÇEKÜL Safranbolu Temsilcisi Savaş Halvaşi´nin katıldığı ön toplantıda, ÇEKÜL Vakfı Başkanı Prof. Dr. Metin Sözen´e Safranbolu´nun “kurtarılması” konusundaki öncülüğü ve emekleri için bir plaket verildi. Sözen de “Kimse bir kenti tek başına kurtaramaz, koruyamaz. ´Kendini Koruyan Kentler´ bu yüzden bu adı taşıyor, Safranbolu´nun koruma tarihinin yazılması lazım. ´Öyleymiş gibi´ olan koruma tarihlerinden tanrı bizi korusun” dedi.

Vali “Merkezi yönetimde kaynak bulunsa bile onu kullanmak zordur. Bölge Müdürlüklerini kaldırmak lazım” derken, Sözen de “Nüfus önemli değil, kimlik önemli, Tarihi Kentler Birliği´nde bu böyle” diyerek görüş açıkladı…

   

   

  

   
Sonra bir öğle yemeğinin ardından Safranbolu Gezisi´ne çıkıldı…

    

   

   

    

    

   

   


Otobüs Forum

Tarihi Kentler Birliği Bartın-Amasra Buluşması, yukarıda ayrıntılarıyla bulacağınız gibi Birliğin tarihinde ilk kez 4 ili kapsayacak biçimde genişlerken, “Dünya Günü 2003″ün de Türkiye´ye birkaç gün önceden gelmesine neden oldu…

Toplantıya katılmak için İstanbul´da hareket eden ekip, artık toplantılarda yapılması gelenekselleşen “Forum”lardan birini bu kez, yola çıkarken yaptı. Aşağıda ÇEKÜL Vakfı Örgütlenme Koordinatörü Görkem Kızılkayak´ın kaleminden “Otobüs Forum”u sunuyoruz…

Forum Oktay Ekinci başkanlığında Bolu-Safranbolu arasındaki karayolu üzerinde yapıldı. Bizi Safranbolu’ya götüren emektar otobüsün her 30 km.’de bir su kaynatması sonucunda forum kâh otobüste kâh otobüs şoförümüz İbrahim Bey’in su almak için durduğu benzin istasyonlarında devam etti.

Otobüs Forumu’nda ilk söz, otobüstekilere kendi elleriyle yaptığı Kemaliye usulü peksimeti ikram eden ÇEKÜL Kemaliye Temsilcisi Hilmi Balioğlu’nun eşi Güler Balioğlu’na verildi. Otobüs Forumu’na katılanlar bir yandan afiyetle peksimeti yerken boş elleriyle Güler Hanım’ın tarifini not ettiler.

Meraklılar için not: Kemaliye peksimetini tatmak için ya Kemaliye Gönüllüleri’nin ÇEKÜL’de yaptıkları toplantılara ya da Kemaliye’de bir düğüne katılmanız gerekiyor…

Kemaliye Gönüllüleri’nin ayrıntılı ve iştah açıcı konuşmalarından sonra Oktay Ekinci uzun yıllardır aklını kurcalayan soruyu sordu: “Neden tüm Eğinliler kasaplık yapar?” (Eğin Erzincan’a bağlı Kemaliye’nin eski adı.)

Cevap kısa sürede otobüsün arkasında oturan ÇEKÜL Kemaliye Temsilcisi Hilmi Balioğlu’ndan geldi:

“Zamanın padişahları Kemaliyelilerin Osmanlı’ya yaptığı katkılardan dolayı belirli meslekleri yapması konusunda imtiyazlar sağlamıştır. İstanbul’da hala kasaplık, sütçülük ve kömürcülük işleriyle uğraşan birçok Eğinli’ye rastlamak mümkün…”

Daha sonra söz büyük üstad, tarihçi Necdet Sakaoğlu’na geçti. Sakaoğlu gitmekte olduğumuz karayolunun Osmanlı dönemindeki durumuna kısaca değindi:

Şu an gittiğimiz yol Osmanlı’nın ‘sol kol’ yoludur. Bu yol bölgenin en büyük vilayeti olan Kastamonu’ya uğruyor. Daha sonra Sivas’ta ‘orta yol’la birleşerek Erzurum’a ulaşıyor. Bu yolun en problemli yeri Bolu’dur. Çünkü Bolu çok ormanlıktır ve eşkiyalar için ormanlık alanlar elverişlidir. Bolu eşkiyaları Osmanlıyı zamanında çok uğraştırır. Bunun için Osmanlı ormanları sevmez ve ağaç kesmeyi özendirir. 

Bolu Cumhuriyet’e kadar Kastamonu’nun sancağı. Sinop, Çankırı ve Bolu, Kastamonu’nun üç önemli sancağı. Şu anda geçtiğimiz Gerede’den Bolu’ya Osmanlı döneminde 2 günde gidilirdi. Osmanlı kervanları eğer eşkiyalardan kurtulabilirlerse bir günde en fazla 40 km yol alırlardı.” 

Necdet Sakaoğlu kervanların bir gün içinde ne kadar yol aldıklarını ayrıntılarıyla anlatırken bizim otobüs yine hız kesti. Otobüse su konulduktan sonra Necdet Sakaoğlu Kastamonu ile ilgili bilgiler vermeye başladı…

Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nde Kastamonu yazmaz çünkü oraya gidememiştir. O dönemde Kastamonu korkulu bir bölge… Girilmesi çıkılması zor bir yer…
İstanbul’da padişahın sevmediği Yeniçeri Ağaları bile Kastamonu’ya sürülürmüş.” 

Necdet Sakaoğlu bir çırpıda Kastamonu tarihini anlatmıştı ama otobüsümüz -Osmanlı kervanı misali- hala Gerede’yi aşamamıştı…

Gerede çıkışında forum ÇEKÜL Vakfı Kastamonu İletişim Danışmanı Hüseyin Özbek’in görüşleriyle devam etti. Özbek, otobüsümüz Gerede’yi terk ederken Geredeli aşık İbrahim Dertli’nin türküsünü hatırlatarak konuşmasına başladı;

Telli sazdır bunun adı, ne ayet dinler ne kadı”…

Hemen ardından tüm yolcuları hayret içinde bırakan Kastamonu hikayelerine geçti. Hüseyin Özbek’in anlattıklarına göre “Çanakkale içinde vurdular beni” türküsü Çanakkale’de hayatını kaybeden Kastamonulular için yakılmış ve 1948 yılında Kastamonu’da derlenmiş.

Her disiplinden insanların bulunduğu otobüsümüzde elbette şehir plancıları da vardı. Oktay Ekinci sözü Kastamonu imaj özellikleri konusunda tezini yapmış Yıldız Teknik Üniversitesi Şehir Bölge Planlama Bölümü Öğretim Görevlisi Nilgün Erkan Biçer’e sözü verdi. Nilgün Erkan Biçer, bir yerleşmenin bütün olarak algılanabilmesi için gerekli ölçeğin Kastamonu’da bulunduğunu, anıtsal yapıların kentte çok iyi bir şekilde algılandığını ve bu özelliğin kentin imaj özelliklerini arttırdığını söyledi. Ama bazı yanlış sit kararları yüzünden Kastamonu’da dokuyu algılamak zorlaştığını ekledi.

İşler ciddileşip, söz yanlış sit kararlarına gelince Oktay Ekinci Kastamonu’da kentin imaj özelliklerini hiçe sayan yıkım faaliyetleri hakkında bilgi verdi. Konuşması kelimesi kelimesine şöyleydi:

“Vali Necdet Yalçın 1960’larda Nilgün Hanım’ın bahsettiği yanlışları yapan kişi. Şimdiki Vali Enis Yeter ise elde ne varsa onu korumaya çalışıyor. Tüm problemin kaynağı planlama… Geçen sene 20 Nisan’da, şu an uygulamadaki imar planının hemen durdurulup revize edilmesi gerekir, dedik Kastamonu Belediye Başkanı’na. Bakalım plan ne durumda? Kastamonu’ya varınca öğreneceğiz.”

Kervanımız bir başka istasyonda ihtiyaç molasını bitirdikten sonra ÇEKÜL Vakfı Urla Temsilcisi Sedef Tunçağ Urla’da bireysel çalışmalarla başlayan daha sonra ÇEKÜL çatısı altında kurumsallaşan çalışmalar hakkında bilgiler verdi. Urla’da kısa ve uzun vadede iki plan hazırlanmış. Bu planların hazırlanması ve uygulanması konusunda Urla’ya 9 km. uzaklıkta kurulan ve 10.000 öğrencinin eğitim göreceği üniversiteden destek alınıyor. Yapılan çalışmalar içinde forum katılımcılarını en çok ilgilendiren konu şarapçılık ve bağcılık çalışmaları oldu. Urla’da yapılan bir dizi bağcılık toplantılarından üreticiler ve konunun uzmanlarını biraraya getirilmiş.
  

Prof. Dr. Semra Atabay ve Prof.Dr. Metin Sözen…

Yaklaşık 2-3 saatlik bir gecikmeden sonra otobüsümüz Safranbolu’ya vardı ve forumumuz sona erdi.
  
Kemaliye Belediye Başkanı Mustafa Demir ve kültürel turizmci Gülsen Kırbaş…

(Not: Resimlerin üzerine tıklayıp, büyük boylarına ulaşabilirsiniz. Sevinç Baliç´e bu konudaki yardımları için teşekkürler!)


TARİH: 15.Nisan.2003

Başa Dön