Balıkesir Tarihi Kentlere Ev Sahipliği Yaptı

Tarihi Kentler Birliğine üye belediyelerin temsilcileri, 29-31 Temmuz tarihlerinde Balıkesir Bölge Toplantısında biraraya geldi. Program yoğun bir inceleme gezisiyle başladı. 29 Temmuz Cuma akşamı gala yemeğinin ardından Çamlık Rekreasyon Alanı, Kazım Özalp Sokak Sağlıklaştırma Proje Alanı ile Zağnos Paşa Camisi ve Meydanında yürütülen koruma-yaşatma çalışmaları incelendi.

Balıkesir’e Bütüncül Bakış

2016 yılında TKB üyesi olduktan sonra art arda kültürel mirası koruma proje ve uygulamaları yürüten Balıkesir Büyükşehir Belediyesi, çalışmalarını ilçelerden köylere uzanan bütüncül bir yaklaşımla planlıyor. Bölge Toplantısının ikinci gününde bu yaklaşım, zengin bir panel programıyla katılımcılarla paylaşıldı.

Panel programı, Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Yücel Yılmaz ve TKB Danışma Kurulu Üyesi, ÇEKÜL Vakfı Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mithat Kırayoğlu’nun açılış konuşmasıyla başladı. Balıkesir Bölge Toplantısı, kapsamlı bir inceleme gezisiyle son buldu. Kentin doğal, kültürel ve arkeolojik miras alanlarını içeren gezi hattının durakları Havran Kent Müzesi, Terzizade Konağı, İda Madra Jeopark Müzesi, Özgün Zeytin Yağı Fabrikası ve Ayvalık’ta bulunan Şeytan Sofrası oldu.

Yücel Yılmaz – Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı

Tarihi kentler birlikte hareket ettiğinde güzel aktarımlarda bulunuyor. İlk kez 8 yıl önce bir TKB toplantısına katılmıştım ve o gün bu gündür tüm toplantıları takip ediyorum. Alan incelemelerinde nitelikli pek çok çalışma gördüm ve Balıkesir’deki eksikleri fark ettim. TKB üyesi olduktan sonra kentimizin her yerine dokunmaya çalışıyoruz. TKB uzmanlarına, ÇEKÜL Vakfına mutlaka danışıyoruz.  Hazırladığımız projeler artık ödül almaya başladı. Emek veren tüm arkadaşlarıma çok teşekkür ederim. TKB Bölge Toplantısının kentimizde düzenleniyor olmasından çok memnunum; kıymetli aktarımlarda bulunacağımızı umuyor, hepinize saygılarımı sunuyorum.

Mithat Kırayoğlu – TKB Danışma Kurulu Üyesi ve ÇEKÜL Vakfı Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı

Balıkesir sahip olduğu değerleri ortaya koyma konusunda hep mütevazı bir kent olmuş. TKB’ye 2016 yılında üye olan Balıkesir, 2018 ve 2019’da TKB Koruma Özendirme Yarışmasında Başarı ve Proje ödüllerine değer görüldü. Derken, geçen yıl yarışmaya tam 14 proje ile başvurdu. Sayısal üstünlüğün yana sıra nitelikli projelerle karşılaştık. Balıkesir’i bütüncül koruma başlığının altına koyduk. Çünkü bu kent, bütüncül koruma anlayışının güzel bir örneğini sergiliyor. Ve bu bütüncül koruma yaklaşımı Balıkesir’e Metin Sözen Büyük Ödülünü kazandırdı.

Bugün, bu büyük işi hayata geçiren kadrolarla tanışmak hem de onlara daha fazla nasıl yardımcı olacağımızı görmek için buradayız. Ama en önemlisi şu: Balıkesir bütüncül koruma örneğini, TKB üyelerine bir model olarak göstermek. Bütüncül koruma, artık Balıkesir’in bir sorumluluğu.

Balıkesir’de bütüncül korumaya dair tespitlerimiz:
– Koruma ölçeğinde çeşitlilik
– Mimari uygulama ölçeği ile plan ölçeği arasındaki boşluğu kapatmaya yönelik hazırlanan, Türkiye’de çok uygulanmayan ama dünyada onsuz olmayan kentsel tasarım rehberlerinin uygulanmış olması.
– Sokak sağlıklaştırma projeleri
– Kentsel peyzaja verilen önem
– Proje uygulama, restorasyon kalitesi ve işlevlendirme başarısı
– Projelerde süreklilik

Yılın önemli toplantılarından birini, bu büyük ödülü alan bir kentte düzenlemeyi özellikle istedik. Yapanları kutlamak ve yapılanları paylaşmak için buradayız. Konukseverliğiniz için çok teşekkürler.

PANEL PROGRAMI

Balıkesir ve Çevresinde Bütüncül Koruma Çalışmaları

Dr. Mustafa Küçükkaptan – Balıkesir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri

Koray Karabulut – Balıkesir Büyükşehir Belediyesi Tarihi Kültürel Miras Şube Müdürü

Balıkesir’de 600 yıllık geçmişe dayanan ve şehrimizin önemli tarihi simgelerinden olan Zağnos Paşa Camisinin zaman içinde kaybolan silüetinin yeniden kazandırılması amacıyla kapsamlı bir planlama yaptık. Cami silüetini bozan yapıları kaldırdık. Meydandaki diğer tarihi yapıların restorasyonunu tamamladık. Meydan Projesi kapsamında yürütülen çalışmalar sırasında caminin kuzey cephesi yönünde, toprak altında 1898 depreminden önce ayakta olan revaklı avlulu caminin kalıntılarına ulaştık. Horasan harçlı, düzgün kesme taş ve tuğla malzemeyle örülmüş, almaşık teknikli bu duvar kalıntısı, külliyeye ait en eski ve özgün tarihi mirastır ve koruma altına alınmıştır. Tek katlı kâgir dükkân yapısı olan Kepekçiler Binası, Zağnos Paşa Camisi ile yakın dönemlerde inşa edilmiş. Sonraki dönemlerde üzerine ilave edilen katlar yıkılarak tarihi yapıya ve meydana verdiği görüntü kirliliği ortadan kaldırıldı. Yine tescilli bir yapıyı Turizm Tanıtım Ofisi olarak işlevlendireceğiz.

Balıkesir’in tarihi evlerinin ve dokusunun bulunduğu Kazım Özalp Sokakta sağlıklaştırma çalışmalarına başladık. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının destekleriyle yürütülen çalışmada, metruk durumdaki tescilli yapıların restorasyonu devam ediyor. Diğer yapılar ise cephe düzenleme projeleriyle tarihi dokuya uygun hale getirilecek. Osmanlı Dönemi klasik Balıkesir evi tipinde plana sahip olan ve sokak sağlıklaştırması içinde yer alan bir yapı da Türk Ocağı olarak işlev kazanacak.

Tarihi Şadırvan restorasyonu ve Saat Kulesi restorasyonu, tamamlanan koruma çalışmaları arasında.

Kent merkezimizdeki, 2. Ulusal Mimarlık Akımının nadir örneklerinden olan Kırımlı Konağı, iç sofalı plan tipindedir ve 2021 yılında restorasyon çalışması tamamlanmıştır. Kentsel Tasarım Rehberi çalışma alanımız ise Dumlupınar ve Mirza Bey dışında diğer mahallelerin tümünü kapsamaktadır ve yaklaşık olarak 34 hektardır. Dumlupınar Mahallesi ve çevresine yönelik kentsel tasarım rehberi; Mekânsal Gelişim Çerçevesi ve Kentsel Tasarım Rehberi olmak üzere iki safhaya ayrılarak hazırlanmıştır.

“Tarihi Edremit Evleri Gün Yüzüne Çıkıyor” projesi kapsamında Gazi İlyas Caddesi Sokak Sağlıklaştırması proje alanında bulunan 14 adet tescilli yapı, 6 adet yapılaşmamış parsel ve 33 adet sivil mimari yapının bulunduğu tarihi sokağın dış cephe restorasyonu tamamlanmıştır.

Havran 1. ve 2. Etap Sokak Sağlıklaştırması kapsamında Dumlupınar Caddesi, Cumhuriyet Caddesi ve dört sokakta bulunan toplam 31 tescilli yapının cephelerinin rölöve, restitüsyon ve restorasyon projelerinin hazırlanması, onaylı projesi bulunan 1 tanesinin de projelerinin temin edilerek sokak sağlıklaştırma projesine işlenmesi ve 63 adet tescilsiz parsel üzerindeki yapıların cephe sağlıklaştırma projeleri hazırlanmıştır.

Türkiye genelinde yapılan en geniş kapsamlı koruma amaçlı imar planı çalışması Belediye Başkanlığımızca gerçekleştirilmiş olup, tek ihale ile toplamda 1010 hektar alanın koruma amaçlı imar planı yapım çalışmaları 2017 yılında başlamıştır. 18 arkeolojik sit alanı, 12 kentsel sit alanı, 1 doğal sit alanı olmak üzere, 13 ilçede ve 31 farklı bölgede planlama çalışmamız devam etmektedir.

Bigadiç’deki Fatma Sultan Türbesi ve Oğul Paşa Türbesinin restorasyon ve çevre düzenleme çalışmaları tamamlanmıştır. Ayrıca; Karesi’deki Şeyh Lütfullah Camisinin çevre düzenleme çalışmaları, Altıeylül’deki Ertuğrul Camisinin restorasyonu, Savaştepe’deki Çarşı Camisinin restorasyonu, Edremit’teki Kurşunlu Camisi, Gaziilyas Türbesi, Kundakçı Dede Camisinin ve Abdullah Efendi Konağının restorasyonu, Güre’deki eski ilkokulun restorasyonu, Karesi’deki Ekinil Evi, Havran’daki Terzizade Konağı, Marmara’daki Hükümet Konağının restorasyonu, Balya’daki 3 tescilli yapının restorasyonu tamamlanan projeler arasındadır.

TCDD Gar sahasında bulunan tescilli iki adet bina, istasyon binalarının konut işlevine yönelik inşa edilmiş lojman binalarıdır. Tren garı ve beraberindeki diğer yapı birimlerinden bağımsız, ayrı bir yerleşim planı üzerine inşa edilen bu binalar, istasyon yapılarından depo ve tamir atölyesinin bulunduğu bina ile ortak alanı paylaşmaktadırlar. İşin kapsamını; 2 adet tescilli yapının rölöve, restitüsyon ve restorasyon projeleri ve 1 adet tescilsiz yapının onarım projelerinin hazırlanması oluşturmaktadır.

Balıkesir’de 30 antik kent tespit edilmiş ve bu kentlerden dördünde kazı çalışmaları yürütülmektedir. Büyükşehir Meclis kararı ile kazı çalışmalarına destek verilmektedir: Edremit’deki Antandros, Burhaniye’deki Adramytteion, Bandırma’deki Daskyleion ve Erdek’deki Kyzikos antik kentleri.

“Mysia ve Çevre Kültürleri” temasıyla üç gün süren Balıkesir Arkeoloji Buluşmalarının ikincisini ise Edremit’te düzenledik. Merkez ve ilçelerimizdeki yürüttüğümüz koruma ve işlevlendirme çalışmalarına hız kesmeden devam edeceğiz.

Dumlupınar Mahallesi ve Çevresine Yönelik Kentsel Tasarım Rehberi

Alp Arısoy – Urban. Koop. ve Tasarım Rehberleri Derneği Ortağı

Balıkesir Büyükşehir Belediyesi ile birlikte geçtiğimiz yıl sürdürdüğümüz çalışma, Dumlupınar Mahallesinde yaşamı sürdüren etkenlerin planlamasını içeriyor. Dumlupınar, Balıkesir’in en eski ve geleneksel dokusunun yaşadığı mahallesi. Kentsel Tasarım Rehberi çalışmasında, mahallede yaşayanların hayatına nasıl dokunacağımızı planlamaya çalıştık. Sokakların nasıl kullanılacağından sivil inisiyatifin nasıl harekete geçirileceğine kadar bir model düşündük. Belediye çalışanları yukarıdan aşağıya çok başarılı çalışmalar sürdürürken, biz de Kültür Daire Başkanlığı ile aşağıdan yukarıya doğru mahallede yaşayanlarla beraber mahalleyi canlandıracak süreci, yani sivil köprülerin inşasını çalıştık. Ve öncelikle “Nasıl bir Dumlupınar Mahallesi?” sorusunu sorduk.

Dumlupınar Mahallesi, sadece turistler için değil, Balıkesir’de yaşayanlar için de iyi vakit geçirilebilecek bir alan. Söz gelimi, Çamlık Tepesine yürümek istediğinizde Dumlupınar Mahallesinden geçmeniz gerekir. Bir yanda kültür köprüsü, diğer yanda doğa köprüsü hayaliyle stratejimizi oluşturduk: Kimlikli, konut dengesini koruyan, yerel odaklı ve yürünebilir bir mahalle hedefledik. Bu stratejik hedeflere nasıl ulaşılacağına dair temel bir çerçeve çizdik. Mekânsal çerçeveyi 2 parçaya ayırarak kültür ve doğayı odağa aldık. Kültürel gelişime imkân veren mekânlarda insan ve mahalle ölçeğinden bakışla tarihi kimliğin çok önemli olduğunu görüyoruz. Dumlupınar Mahallesi ve “kültür koridoru” dediğimiz Kazım Özalp Sokağının da içinde bulunduğu alan bu amaca hizmet ediyor; Kazım Özalp Sokağı, kültür aksının ilk etabını oluşturuyor.

Öte yandan Çamlık Tepesinin eteklerinde de çok nitelikli bir konut alanı var; o nitelikli konut alanını ve sokaklarındaki mahalle yaşantısını, komşuluk ilişkilerini kurmak için nasıl bir mekânsal altyapı kurabiliriz, mahalle yaşamını canlandıracak nasıl bir sivil örgütlenme modeli oluşturabiliriz diye düşündük. Ve tüm bunları belirleyecek bazı tasarım ilkeleri ortaya koyduk. Tasarım ilkeleri, tasarım kararları değildir. A’dan z’ye her şeyi tasarlayamayız ama belli ilkeleri belirleyebiliriz. Kentsel tasarım rehberleri bize koruma alanının niteliğini ve sınırlarını çizer. Neler korunmalı, ne şekilde korunmalı? Bunları karakter bölgelere ayırır, cephelerinin tipolojileri üzerine çalışır. Yeni yapılar, eski yapılar, değişmiş olanlar, restore edilmiş ve edilmemişlere nasıl müdahale edilebileceğine dair bir çerçeve çizer. Sokakları nitelik ve karakterine göre ayırır. Dumlupınar Mahallesi için hazırladığımız ve Balıkesir Büyükşehir Belediyesinin web sitesinden ulaşılabilen Kentsel Tasarım Rehberimiz bu ilkeleri belirledi.

İnsanlara haydi mahalleyi canlandıralım dediğinizde olmuyor çünkü hayatın akışı böyle değil. Peki, mahalleliyi de dâhil ettiğimiz mikro müdahale projeleriyle, hayalimizdeki Dumlupınar’a ulaşabilir miyiz? Mesela mahalle bostanları ile? Kent bostanlarının iyi etkileşim alanları olduğunu Türkiye’den ve dünyadan uygulamalarla biliyoruz. Ya da birtakım adaların ortasında, gönüllülük esasıyla, kısmen trafiğe kapatılmış meydancıklar oluşturabilir miyiz? Bir diğer mikro program örneği, bu meydancıklarda sokak sanatı, süreli sergiler kurgulayabilir miyiz?

Mahalleyi mahalle yapan şey, insanların biraraya gelebilmesi, bunun mekânsal altyapısının eylem planı içinde kurulması ve mevcut cephe sağlıklaştırma projeleriyle bu kurgunun diğer stratejik akslarda devam ettirilmesidir. Çalışmamızdan örnekle, bir yandan Çamlık ile Zağnos Paşa’yı birleştirecek, mevcut yeşil alanları birbirine bağlayacak yeşil koridor projesi üzerinde durduk. Bu bahsettiğimiz yeşil bağlantı ya kamu binalarının ya da evlerin arka bahçelerinin birleştirilerek iyi eğimi olan bir yeşil aks oluşturmasıdır. Bir yandan da Balıkesir’de zaten sürdürülmekte olan projelerle Dumlupınar’dan başlayarak eski TCDD depolarına ulaşan nitelikli bir kültür aksı oluşturmak. İşte Kazım Özalp Sokaktan başlayarak mahalle meydanına uzanan, mahalle bahçeleriyle birleştirdiğimiz, gastronomi ve somut olmayan kültür değerleriyle harmanlayarak Zağnos Paşa’nın yanındaki Yeni Çarşı’ya getirdiğimiz, sonra yeniden Anafartalar üzerinden TCDD’ye doğru bağladığımız kültür aksının izlediği hat, bu. Bu eylem planını mahallelinin de yavaş yavaş geliştirebileceğine inanıyoruz. Bir yaşam kapasitesinden bahsettik, bunun Dumlupınar’da olduğunu görüyoruz. O kapasitenin doğru yönde kanalize edilmesi, doğru mekânsal yansımalarının kullanılması ilkelere bağlıydı. Bu noktadan sonra artık yapılması gereken, insanlar arasında sosyal köprülerin inşa edilmesi ve buna aracı olacak küçük müdahale programlarının geliştirilmesidir.

İDA Madra Jeopark Projesi

Prof. Dr. Recep Efe – İda Madra Jeoparkı Koordinatörü

Önce, kısa bir tarihçe paylaşmak istiyorum: 13 Temmuz 1991 Fransa’da yerküre mirasının korunması ile ilgili uluslararası deklarasyon yayınlandı. 1995 yılında Avrupa Birliği desteğiyle Jeopark Projeleri başladı. 2000’de UNESCO himayesinde Avrupa Jeoparkları Ağı (EGN); 2004’te UNESCO Himayesinde Global Jeoparklar Ağı (GGN) kuruldu. 2015 yılında UNESCO 38. Genel Konferansında jeoparkların statüsü değişti ve tescilli bir UNESCO Programı oldu: International Geoscience and Geoparks programme (IGGP). UNESCO Küresel Jeopark Ağında 2022 yılı Temmuz ayı itibariyle 46 ülkeden 177 Jeopark bulunuyor. Jeoparkların toplam alanı ise 370 bin 662 kilometrekare.

Jeopark, yeryüzü şekilleri ve jeolojik özellikleri açısından bölgesel, ulusal, uluslararası öneme sahip; koruma, eğitim, turizm ve sürdürülebilir kalkınma faaliyetlerinin yapıldığı, bütüncül bakış açısıyla yönetilen, sınırları belirlenmiş coğrafi alanlardır. Yeryüzünde nadir rastlanan belli bir süreci, olayı, zamanı veya sonucu temsil eden jeolojik ve jeomorfolojik olgular ile yer kabuğunun geçmişine ait kanıt oluşturabilecek doğal oluşumlardır. Her ne kadar yerküre ile ilgili olsalar da jeositler doğal ortaminsan etkileşimi sonucu beşerî ve kültürel değerlerle de ilişkilidir. Bu nedenle jeositler görsel, bilimsel, eğitimsel, kültürel ve turizm açısından önem taşır. Jeoparklar, jeomirasın veya jeositlerin korunup gelecek kuşaklara aktarılmasını, ekoturizm ve kültürel mirasın sürdürülebilir bir şekilde kullanımı, iklim değişikliği ve doğal afetlerin yöreye muhtemel etkileri konusunda yöre insanının eğitilmesi ve bilinçlendirilmesini amaçlar.

Belirtmek gerekir ki bir UNESCO Global Jeoparkı sadece jeolojiyle ilgili değildir. UNESCO Küresel Jeoparkının ulusal veya uluslararası öneme sahip jeolojik ve jeomorfolojik mirası kapsaması gerekir. Fakat, UNESCO Küresel Jeoparkının amacı, bu jeolojik miras ile bölgenin doğal, kültürel ve somut olmayan mirasları arasındaki bağlantıları keşfetmek, geliştirmek ve tanıtmaktır. Bu eksende bahsedeceğim İda Madra Jeoparkı, Balıkesir’in tamamını, Çanakkale’nin Ayvacık ve Ezine ilçelerini ve İzmir’in Bergama ilçesini kapsıyor. Bu alanda yöresel, bölgesel, ulusal ve uluslararası öneme sahip jeositler bulunuyor ve birçok doğal, arkeolojik, tarihi ve kültürel alanı da kapsıyor. Kurulma fikri 2012 yılında doğan ve başvuru dosyası Kasım 2020 de UNESCO’ya gönderilen İda Madra Jeoparkı, dosyanın
2021 yılında kabul edilmesiyle UNESCO resmi web sitesinde “aday” Jeopark olarak yer aldı. 21-25 Haziran 2022 tarihlerinde ise UNESCO temsilcisi 2 uzman, İda Madra Jeoparkını değerlendirme işlemini tamamladı. Biz de bu aşamada eksiklerimizi tespit ettik.

Bir jeopark başvurusu, kuşkusuz ki prestijli bölge kimliği, uluslararası tanınırlık, UNESCO tescili ve markası ile turizmde rekabetçilik, uluslararası entegrasyon, yeni ekonomik gelişim ekseni gibi amaçlarla yapılır. İda Madra Jeoparkı özelinde, tüm bu amaçlarla jeopark tescili için çalışmalar yürüttük, bunlara bilimsel çalışmalar da eşlik etti. 11 mekânsal odak noktası ve 45 jeositin bulunduğu İda Madra Jeoparkında yürüyüş yolları ve rotalar oluşturuldu ve yönlendirme tabelaları yerleştirildi; sürdürülebilirlik için tanıtım, eğitim, ürün geliştirme, STK’larla iletişim çalışmaları sürerken konferans, sempozyum ve yayınlar da devam ediyor. Balıkesir Bölge Toplantısı kapsamında göreceğimiz İda Madra Jeoparkı Müzesi ise, bu süreçte Güre’de kuruldu ve ziyarete açıldı.

Ayvalık Endüstriyel Peyzaj Alanı UNESCO Adaylık Çalışmaları

Yaşagül Ekinci Danışan – Ayvalık UNESCO Dünya Mirası ve Alan Yönetimi Birimi Koordinatörü

UNESCO Dünya Mirası Listesine sadece toplum için değil, tüm dünya için anlam ifade eden, mesajı ve hikâyesi olan, daha önceki kuşaklar tarafından yaratılmış eserlerle başvururuz. Bu eserler iklim kriziyle, toplumsal çatışma ve savaş, kadın-erkek ve çocukların yaşantısı gibi bilgileri de barındırır. O bilgilerin, o miras yapısıyla beraber aktif kullanımı, yani potansiyelinin anlaşılması mümkündür. İşte UNESCO Dünya Mirası Listesi aslında bu tür sorulara cevap vermemizi isteyen bir liste. Dünyaya ne anlatıyorsunuz? Dünya gündeminden örnekle, küresel ısınma için bu miras herhangi bir deneyime sahip mi, diye soruyor. Ayvalık özelinde, su soruların cevaplarını da araştırdığımız bir analiz aşamasındayız biz.

Ayvalık bir endüstriyelleşme döneminin, çok hızlı ve tarıma dayanan endüstriyelleşme döneminin bir kentleşme yarattığı çok özel bir örnek. Zeytinyağını altı bin yıldır tanıyan Akdeniz Havzasında zeytinyağının tek başına kent yarattığı tek yerdir Ayvalık. Koca Akdeniz Havzasında zeytin hep var; insanların kültür hayatının içinde, ulusların içinde, barışın simgesi ve hastalıkların tedavisinde kullanılıyor. Fakat kent yaratmıyor. Ayvalık’ta bu mirasa başvururken, insanın doğa ile etkileşiminin birlikte yarattığı kentin hassaslaştığını kabul ediyor ancak bu hassaslaşmanın içindeki güçlü kültürel oluşumların canlılığını gelecek kuşaklara aktaracağımızı da beyan ediyoruz aslıda. Biz bu hassas mirasın yok olmasına izin vermeyeceğiz.

Zeytinyağına duyulan ekonomik faaliyetler sanayi ve liman kentinin kimliğini oluşturuyor ve bu kimliğe ait kent dokusu liman, fabrikalar, depolar, konutlar ve aralarda kamu binaları, yemek ve eğlence mekânları gibi ciddi bir kentsel dokuyu ortaya çıkarıyor. Bu dokunun temelinde deniz var. Çünkü fabrikalar denize doğru, liman denizde. Bu yapılaşmanın tümünü çok kısa zamanda tamamlanmış. 1850 de başlayıp, 1900’de bitmiş. Ayvalık deniz kıyı kullanımı konusunda gerçekten çok güzel bir örnek. Ket, “Ayvalık Endüstriyel Peyzajı” adıyla UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesine 2017 yılında kabul edildi.

Türkiye’nin Dünya Mirası Listesinde bugün 84 adayı bulunuyor. Yerel farkındalığımızın oluşmaya başlaması, oldukça önemli. Selimiye Camisi, Çatalhöyük, Bursa, Bergama, Diyarbakır, Efes, Aslantepe alanlarının hemen hepsinde yerel yönetimler aktif görevler aldı. Aday alanların tamamına, 84’üne de çalışıp bu miras değerlerinin UNESCO Dünya Mirası Listesine girdiğini görmek, Türkiye için önemli bir atılım olur. ÇEKÜL Akademinin yerel yönetimlere dönük eğitimleri bu noktada özellikle önemli. Yerel yönetimlerin deneyim paylaşımları sürecin de daha etkin yürütülmesini sağlayacaktır.

Kapanış Konuşması ve Değerlendirme

Sinan Polvan – ÇEKÜL Yüksek Danışma Kurulu Üyesi

Bugünkü toplantıda aslında çok önemli anların belirtilmesi gerekiyor. Bir vizyonun istek ve desteklendiği zaman nasıl gerçekleşebileceğini, nasıl vücuda gelebileceğini örneklerle gördük. Bazı durumlardan özet çıkarmaya çalışırız: Bütüncül korumanın aslında her şeyin temeli olduğunu ve Balıkesir’in de bu konuda gerçek bir örnek teşkil ettiğini görmekteyiz. Yine Balıkesir Büyükşehir Belediyesinin koruma ölçeğindeki çeşitlilik sayesinde ve özellikle son yıllarda ürettiği, birbirini takip eden ve tamamlayan çok sayıdaki projeyle ve en önemlisi hayal kurma özgürlüğünü uygulamaya geçirmesi ve gerçeğe dönüştürmesiyle başarının nasıl gelebileceğini gördük. Temel tarihi ve kültürel miras çalışmalarının kent hafızasını nasıl tazeleyebileceğine ve tekrar nasıl yüzeye çıkartabileceğine tanık olduk. Kentleri koruyanların, kentleri canlandıranların ve tasarlayanların aslında kentin kendi yaşayanları, kendi sakinleri olabileceğini gördük. Kentsel tasarım rehberlerinin bir kentin koruma ve dokuyu ortaya çıkarma süreçlerinde nasıl yol gösterebileceğini dinledik. Yeni binalarla kentin bir kopuş yaşadığını aslında kenti yaşanabilir kılanın sosyal yaşam olduğunu hatırladık. Zeomnias’ın doğal ortam ve insan etkileşiminin sürdürülebilirliğine nasıl destek olduğunu izledik. Dünya miras listesinin bilgi aktarımındaki ve miras yönetimindeki rolünü dinledik ve aynı zamanda Balıkesir’in güzel ilçesi, zeytinle yeşeren kent Ayvalık’ın bir aday olarak içinde barındırdığı değerleri izledik. Günümüz insanı kent konforu ararken bu kentteki yaşam konforunun geleneksel, yerel yaşam tarzının içinde olduğunu bilmeli ki bu da dokuyu, kültürü ve doğayı korumakla mümkün. “O yeşil toprağın ey güzler ağartan karesi, dağların bağ, hele vadilerin altın deresi” dizeleriyle Mehmet Akif bu güzel kenti tasvir etmiş. Tarihi Kentler Birliğinin bu bölge toplantısına ev sahipliği yapan, bizi mükemmel bir şekilde ağırlayan ve Balıkesir’i bize sevdiren Balıkesir Büyükşehir Belediyesine, Büyükşehir Belediye Başkanı nezdinde teşekkür ediyoruz.


TARİH: 4.Ağustos.2022

Başa Dön