Dünya Günü’nde Dünya Mirası Kastamonu’dayız!

16 Nisan 2003, Çarşamba

Anlı şanlı Kastamonu´ya gelindiğinde, artık hava iyice kararmıştı. Bu yüzden doğruca o gece konaklanacak ve bir genel toplantı yapılacak olan Ilgaz Dağı´ndaki -adı böyle:- “Mountain Resort” oteline gidildi.

Otelin toplantı salonundaki bez afişte “Dünya Günü´nde Dünya Mirası Kastamonu´dayız!” yazılıydı. ÇEKÜL Kastamonu Temsilcisi Nuray Yücel ile Vali Yardımcısı Feyzullah Özcan yapılacak sunumun son hazırlıklarını gözden geçirirlerken, yurdun dört bir yanından Tarihi Kentler Birliği üyesi yerel yöneticiler de gelmeye başlıyordu. Kısa süre içinde toplantı salonu hıncahınç doldu. Önce Savaş Güvezne´nin “Arduvaz” belgeseli gösterildi. Vali Enis Yeter “Kültür Varlıklarını Yaşatma Projeleri” başlıklı kısa konuşmasında, “Kastamonu´nun doğası ve tarihi ile tanıtılabilmesi için 03.06.2000´de yapılan tarihi toplantının sonucu olarak başlayan seferberliğin, ivme kazanarak devam etmesini” dilediğini söyledi.

Prof. Dr. Metin Sözen de “Bir toplum ancak, beraberliği öğrendiğinde, coğrafyasına sahip olduğunda, geçmişini eğitimine dahil ettiği zaman geleceğine sahip olabilir. Yarın başka bir zaman. Siz bugünü yarına bırakamazsınız. Çünkü yarının sorunları bambaşka. Bizi izleyen gençler, yarım yüzyıldır yaptığımız yanlışlıklardan dönme heyecanımızı görüyorlar. Altı yıl önce yapılan biraz önce seyrettiğimiz belgeseldeki birçok şey bugün değişmiştir. Bu ilke küçük parçalara bölünerek yönetilemez. ´Doğa ve kültürle varız´ diyoruz, şimdi zamanın bölge ve havzaya geldiğini görüyoruz. Kenti tanınmaz halinden kurtarıp, havzanın kültür ve doğası ile yaşatacağız. Paylaşmayı bilen bireylerin ülkesi olma çabasındayız. Avrupa Birliği´ne birşeyler katmak için bu birliği kurduk. Valilerin, belediye başkanlarının ve özel sektörün topluma birşeyler katmasının birliğini kurma çabası içindeyiz. Bu ´katılım´ değildir. Katılımda bir ´yanaşmacılık´ durumu vardır. TKB tüm siyasi partilere aynı mesafededir. Bizce kim iktidarda olursa olsun, belediye başkanı hangi partiden olursa olsun seçildiği andan itibaren kentinin hizmetindedir. Değerlerimizin çağdaş eğitimin kaynağı olmasını isteriz.” dedi.

Oktay Ekinci“Durum Kastamonu´da iyidir. Ama bunu ´daha iyi´ duruma getirmeye katkıda bulunmak isterim. Ben ICCROM Ödülü´nü Kastamonu´yu yazarak aldım. Bu ödül bana verildiğinde, ICCROM´a bir öneride bulundum ve ödülün Kastamonu´ya verilmesini istedim. Onlar, bu dileğimi yayın organlarında yayınladılar. 1960´lı yıllarda Vali Necdet Yalçın, Kastamonu´nun ortasından geçen suyun iki yanındaki tarihi evleri yıktırmıştı. Bugünden bakılınca yanlış olan bu davranış, o yıllarda Türkiye´de doğru bir davranıştı. Şimdi ise Valimiz tam tersi çalışmalara önderlik etmektedir. O zamanki Vali Necdet Bey´e “Yaman adamdı” diyorlardı. Herhalde Vali Enis Yeter´e “Çok yaman adamdı” diyecekler… Keşke ´60´lı ´70´li yıllarda gündem bugün takibettiğimiz olsaydı. O zaman Türkiye çok başka bir yerde olurdu. Arsa rantı ile geçen yıllar, sonuçta siyaseti dahi kirleten yıllar. ´Yıkmanın kolay, yapmanın gerçekten zor olduğu´ kavramına günümüzde ´en zor´un da ´korumak´ olduğu eklendi. Koruma ve yaşatma çabalarına çok çeşitli suçlamalar yöneltilmektedir. İnsan haklarına aykırılık, modernizme karşı olma, insanı ranttan uzaklaştırarak sefalet içinde yaşatma hevesi içinde olmak gibi. 2000 Haziran´ında Mustafa Kemal´in Sivas ve Erzurum Kongreleri´nde topladığı 32 ve 38 kişi dahi yoktu. Ama şimdi 100 belediyenin üye olduğu Tarihi Kentler Birliği var”.

Ekinci sözlerime son verirken, 20.04.2002´de Kastamonu Belediye Başkanı´na “yaptığı konaklarla uyumlu kent planlaması” çağrısını tekrarladı.TKB İkinci Başkanı Dr. Bekir Kumbul, “Üç yıl önce başlayan yürüyüşün bugün nerelere geldiğini görüyoruz. Mustafa Kemal hareketi Samsun´dan başlamıştı. Bu ise Kastamonu´dan başladı. Aynı şekilde Bu harekette de bilinç giderek büyümekte. Kastamonu´daki heyecan, Anadolu´yu sarmaya başlamıştır bile.”dedi.

Antakya Belediye Başkanı İris Şentürk de, son sözü alarak, “Irak´taki tarihi eser talanının kınanmasını” önerdi.
Sonra korumanın görsel kanıtları ekranda “konuşmaya” başladı. Toplantının sonunda Nuray Yücel´in Dünya Günü ile ilintili olarak hazırladığı “Uçurtma Şenliği” hareketli görseli de sunuldu.
    
  

Toplantıdan görüntüler…
  

ÇEKÜL Kastamonu Temsilcisi Mimar Nuray Yücel, “Metin Hocası” ile birlikte…

17 Nisan 2003, Perşembe

Sabah erkenden başlatılan Kent ve Çevre Kültür Gezisi´ni Mimar Vedat Tek Anı Sanat ve Restorasyon Merkezi´nde yapılan Dünya Günü 2003 kutlaması izledi… Özellikle Şehit Şerife Bacı İlköğretim Okulunun küçük, güzel, yetenekli kız öğrencilerinin folklor gösterisi herkesin sempatisini kazandı. Kastamonu Kent Tarihi Müzesi Müdürü Fahri Özbek, ÇEKÜL´ün Dünya Günü 2003 Bildirgesi´ni okudu.

(Bu etkinliğin ÇEKÜL “web-kütüğü”ndeki ayrıntıları için lütfen burayı tıklayınız!)

Öğle yemeğinde sunulan Kastamonu´nun meşhur etli ekmeğinden sonra Pınarbaşı´ndaki Paşakonağı Eko-turizm tesisinde son bir değerlendirme toplantısı daha yapıldı ve Bartın-Amasra Buluşması için tekrar yollara çıkıldı…
    
    
   

Paflagonyalı değil, Paflagon! Ve Eflani…

Yol boyunca çevresindekileri verdiği yöre bilgileriyle aydınlatan Necdet Sakaoglu, “Paflagonyalı değil, Paflagon denmesi gerek” diyerek bir yanlışa da dikkat çekmişti. Sonunda Paflagonya da ziyaret edildi. Safranbolu´dan ayrıldıktan sonra kafile yolunu “Eflani”ye çevirdi. Orada bir düğün salonunda hazırlık yapılmış, konuklara meyvalar çaylar hazırlanmış, heyecanla “bekleniyordu”…

Sıcak bir hoşgeldiniz mesajının ardından sözü Necdet Sakaoğlu aldı:
“Burası Eflagon- Paflagon ya da Paflagonya´dır. Ama buralılara Paflangoyalı demek yanlıştır. Paflagon demek gerekir. Homer, İlyada´da Paflagonya´yı anlatıyor
Candaroğulları burada kurulmuş… Zeynep Korkmaz´ın yayınında buradaki lehçeler incelendi. Gökoğlu’nun da bir ‘Paflagonya’ kitabı var… Burada tümülüsler var, Eflani’nin içinde. Çavuş Alpagut gibi köyler var, oradaki eski yapılar bir an önce belgelense iyi olur. 7 800 yıllık ahşap camiler var… ‘Çantı’ denen yapı en eski ahşap yapı tipi burada. Evrim geçirmiş… İlk zamanlar pencere yok tomruklardan yazılmış, koruganlar, içinde de ‘içer’ denen odalar varmış. Yapı tipleri sonradan dışa açılmış…”

Sonra Metin Sözen devam etti:

“Ahmet Gökoğlu, bir müzeye sınırlı bütçeyle müdür tayin edilen kişi, Kastamonu Müzesi’ni olmayan bütçe, verilmeyen yolluklarla bu yörenin herşeyini toplayarak derledi, topladı. Saman kağıdına basılmış Paflagonya kitabı bunun örneğidir. Sevinçle bizi buraya yönlendirenlere teşekkür ediyorum. Ama bir sorumluluk daha yüklüyorum. O kitap bugün de günceldir. İçinden 15 kitap daha cıkarılacak kadar önemli bilgileri içermektedir. Eflani ve yakın çevresinden getirilmiş bütün buluntuların bir arada toplanmasını rica ediyorum. Çünkü herşeyin bir başlangıcı vardır, bulunan her bilgi geçmisin bize getirdigi aydınlık vardır…”

    
  

 


TARİH: 16.Nisan.2003

Başa Dön